Ana içeriğe atla

ŞAMPİYON INDIANA FEVER



Sadece Katie Douglas'sız bir final geçirmeleri bile Indiana'nın işinin ne kadar zor olduğunun açık bir göstergesi.Ama ustaca çalışılmış, belli ki Minnesota'dan kat kat daha fazla emek harcanmış bir işin sonucuydu bu.Rakibi iyi analiz etmek, açıklarına etkili saldırılar yapmak kağıt üzerindeki üstünlükleri yaktı kül etti bu seride.2012 yılının özelliği de olabilir ama epik bir yıl yaşıyoruz.Beşiktaş'ın basketbolda 3 kupa alması, Olympiakos'un yaşadığı lig ve Euroleague şampiyonluğu, Chelsea'nin şampiyonlar ligi zaferi vs...Spor açısından tarihi bir yıl oldu bu.

Şampiyonluğu getiren maça dönmek de gerek.Durmadan penetre etmek, boyalı alanı kullanmaktı temel felsefe Indiana'da.Bu tahmin edilebilir bir şeydi.Ama Lin Dunn da büyük ihtimalle Minnesota'nın kaçıncı dakikadan, hangi pozisyondan itibaren alan savunmasına döneceğini tahmin eder hale geldi seri içinde çünkü Cheryl Reeve hiçbir şekilde farklı bir şey denemedi 4 maçta da.Indiana'lı oyuncuların çalıştığı, tasarladığı şekilde gitti her maç.Durum o kadar vahim hale geldi ki Minnesota tahminlerinden kat kat kötüydü, parkede durmak istemediklerini bile düşünmek mümkün çünkü her maç 3'lüden kahraman arayan, diğer oyunculara yan gözle bile bakmayan bir sistem üzerine kurulmuştu Lynx'in final stratejisi.Bu sistem üzerinde oyuncular mutlu olamaz, oynadıkları oyundan keyif alamazlar.Bugün Boston'ın karşısına çıksa bir çeyrekte 11 sayı atar Minnesota ama eğer final serisinin 3. maçında 2 çeyrek üst üste 11 atabiliyorlarsa üzerine 24 ve 25 yiyorlarsa orada ceketini falan fırlatıp, garip şeyler yapamaz takım koçu.Savunma merkezli oynayan, üsüne en önemli skorerini kaybeden bir takım var karşılarında.

Olay Lynx koçu Reeve'in gözünde tamamen teorikte kaldı.Hiçbir planı pratikte işe yaramazken hiçbirini de değiştirmedi.Alan savunmasıyla boyalı alanı savunamadıklarını cümle alem gördü mesela.Klasik 2-3 alan savunmasını bile felaket uygularlarken 2-1-2 gibi daha karmaşık alan savunmaları da denediler.Alan paylaşımı bu denli başarısızken yapılan savunmanın başarılı olması da beklenemez.Indiana da karşısında yanlışlarla dolu bir alan savunması görünce iyice iştahlı hücumlar yapmaya başladı.Yapılan savunmanın felsefesi boyalı alanı kapatıp rakibi dış şuta zorlamaktı ancak ne korunan bir boyalı alan, ne 3 sayı savunması, ne de savunma ribaundlarında etkinlik vardı.Topu alıp bilinçsiz koşan, henüz son çeyreğin ortalarındayken sadece 7 sayılık bir fark nedeniyle pabikleyen bir takım vardı ortada.Bu panik organizasyonel basketbolunda sekteye uğraşamasına neden olmuş yapılan hiçbir hücumda bilinç kavramı kalmamıştı, hücum planı da.Bunun sonucu da bütün oyuncuların Whalen'in oyununu izlemesi oldu.Maçın son 1 dakikasına kadar maçın içinde kaldılarsa Whalen'in yüzü suyu hürmetine oldu.

Her şey bir kenara Augustus bir final serisinin 3. maçında 6, 4. maçında da 8 sayı atamaz.Böyle bir şey olamaz, kabul edilebilir bir şey değil.2011 finalinin MVP'sinden söz ediyoruz.Olay tamamen Augustus'un kötü formuyla alakalı değil.3-21 şut isabetiyle oynaması da oynanan oyuna olan inançsızlığının göstergesi aynı zamanda.Görece daha sert savunmayla karşılaşınca afalladı Augustus.Onun üzerinden dönen hücum sağlıklı işlememeye başladı ve bunun en büyük nedeni de Maya Moore'un efsanevi konferans finali performansının ardından gösterdiği final performansı oldu.O'nun yarattığı hayal kırıklığı kalan herkesin performansından daha beklenmedik bir durum oldu, çünkü konferans finalinde Sparks'a 10 yıllık veteran gibi olgun ve keskin oynamıştı.Onun oynaması sadece skor anlamında rahatlatmıyor Minnesota'yı, Augustus'un devreye kolay girmesini sağlayan da onun pas temposunu ayarlaması ve rakipleri oyalaması.En nihayetinde onun performansı düşünce onu olması gerekenden gevşeks savunup rahatlıkla Augustus'un üzerindeki baskıyı arttırdı Indiana savunması.Minnesota'lılar finale hiç hazır değildi ve onlar hazır değilken kenarda da kendilerine yol gösterip onları rahatlatan bir koç değil, kenarda sadece hakemlerin kararlarıyla uğraşmakla meşgul olan bir taraftar vardı.Cheryl Reeve o kadar vahim bir hale geldi ki en formda skoreri sakat olan bir takıma karşı oynadıkları final serisinde hakemlerin gayet de ortada olan pozisyonlarda çaldıkları düdükler sonrası kafayı yiyip çıldırıyor, üstüne taraftarlar tarafından da rahatlıkla tahrik ediliyordu.Maça özel herhangi bir strateji üretmeden, rakibinden üstün yanlarını kullanmadan felaket bir playoff geçirdi Reeve.

KAN+TER+GÖZYAŞI=ŞAMPİYON INDIANA FEVER

Kahramanlık öyküleri barındıran bir şampiyonluk kazandılar.Playoff'un başlangıcından çok farklı bir tabloyla bitirdiler.Her serinin ayrı kahramanları var.İlk turda yıldızlarından istediği hiçbir şeyi alamamıştı Indiana.Erin Phillips'in bir anda kahraman olarak ortaya çıkması kaderlerini değiştirdi bir anda.Lin Dunn da ilk maçın ardından hemen Phillips'i ilk 5'e alıp Sutton-Brown'ı kenara çekerek çok kritik ve şampiyonluğun kapısını açan bir hamle yaptı.Savunmada baskıyı feci bir boyuta çıkarıp hücumda da inanılmaz bir tempoya geçiş yaptı Indiana.Taşlar bir anda tam yerine oturdu.Phillips-January ve 2. maçtan itibaren onlara katılan Larkins'le ikinci tura geçtiler ama liderler olmadan playoff'ta başarı da gelmez.

İkinci turda da olay Katie Douglas'ın ilk maçın son 3 dakikasını harika geçirmesiyle başladı.O maç kaybedilmişti belki ama Douglas kendine gelmişti ve 2. maçı her yönüyle harika oynayıp takımına finalin ilk anahtarını vermişti.Son maçta sakatlanınca da Catchings tek başına kaldı ama üzerine binen yükü harika taşıdı.

Bıkmadan, usanmadan sürekli hızlı hücum yaparak Minnesota oyuncularının psikolojisini bozdu Indiana, bu çok açık.Mental olarak bu tempoya dayanamadı Minnesota.Yedikleri her kolay sayıya kolay sayıyla karşılık vermek isteyince de sonlarını hazırladılar bir nevi.Takım, en formda skorerinden 1 maç bile yararlanamayarak şampiyon oldu.Bunun ötesi yok.Cheryl Reeve hakemlerle saatlerce uğraşsa da bunun üzerine mazeret üretilemez.

CATCHİNGS FİNAL MVP'Sİ

Playoff'a nasıl başladı nasıl bitirdi.Nasıl başladığını söylemeyelim ama LeBron James vari bir etkiyle oynadı finali ve takımına tarihinin ilk şampiyonluğunu getirdi.Savunmada önüne geleni perişan etti, buna alışığız ama hücumda oyunun kurulmasından tut yavaş hücumlarda yaptığı kusursuz penetrelere kadar hiçbir şeyde hata yapmadı.Final atmosferinin bütün ağırlığını çekti üstüne, takım arkadaşlarının ilk tur kadar rahat olduklarına hiç şüphem yok çünkü bütün sorumluluğu üzerine alan bir liderlerinin olduğundan gayet eminler.

BU SAVAŞIN GİZLİ KAHRAMANLARI

"Madem böyle oynuyordu niye bu kadar bekledi" dedirtecek cinsten Erlana Larkins'in yaptıkları.16 sayı 20 ribaundluk maçtan sonra normal sezonda sıkça yaşanılan ribaund problemini bitirdi Larkins.Rakibin aldığı ribaundların %65'i bin bir zorlukla alındı onun sayesinde.Onun hücum ribaundlarındaki bu Enes'i andıran mücadeleci tavrı savunmada pozisyon almasını çok kolaylaştırdı Indiana'nın.Hücumda da 3 saniye koridorunda dominant bir güç oluverdi bir anda.Catchings'in ardından takımın en iyisiydi.

Tüm playoff genelinde büyük oynayanlardan biri de Erin Phillips'ti.Baskı altında inanılmaz performans verdi.Dünya kadar kritik, maçın kaderini etkileyecek şut kullandı, çoğunda başarılı oldu.İstikrarlı bir şut gücü olup yeri geldi farkı açıp rakibin direncini kırdı, yeri geldi artan farkı azaltıp takımın direnci oldu.Minnesota'nın "çember savunma" zafiyetini en iyi kullanan oyunculardandı ayrıca.

Shavonte Zellous'ı anmadan geçmek de olmaz.Son maçı biraz savruk da geçirse 3. maçta Minnesota'nın erken havlu atmasının sebebiydi.Dediğim gibi her dakikanın ayrı bir kahramanı vardı.Zellous da 3. maçın kahramanı oldu.