Ana içeriğe atla

Euroleague Final Nostalji: 1996



2. nostalji de yine Pana zaferi.Bir sonrakinin bir İtalya takımı olması olası.

Avrupa kupalarında 1957'den 96'ya kadar 5 kez karşılaşan bu 2 takım arasındaki maçların 4'ünde Barça galip gelirken Pana sadece 1 kez kazanan tarafta olmuştu.Yunan ekibi bu zaferi 2. kez kazanırken o zafer Euroleague finalinde geldi.

Yarı finalde Aito Reneses'in Barcelona'sı, Zelimir Obradovic'in Real Madrid'ini ; Bozidar Maljkovic'in Panathinaikos'u ise Stanislav Eremine'nin CSKA'sını elemişti.

2 devre üzerinden oynanan çeyreksiz maçlar, hücumlar 30 saniyede yapılan hücumlar. ve bu günlerde de finalde karşılaşsalar şaşırmayacağımız iki takım Panathinaikos ve Barcelona.Düşük tempo, parmakla sayılacak kadar sınırlı oynanan perdeli setler ancak her şeyden ötesi o zamanlar için bir rüyadan farksız olan Domique Wilkins...

DOMİNİQUE WİLKİNS ŞEREFLENDİRDİ

2006'da Hall of Fame'e seçilen emekli basketbolcu 1994-95 sezonunda kariyerini Boston'da geçirirken belli bir düşüşte olsa da bu düşüş McGrady-Marbury süratinde değildi.Panathinaikos'a geldiğinde ilk Euroleague dönemini harika geçirip yarı finalin de yıldızı olması dolayısıyla üzerinde ciddi bir yük, Barcelona'lı oyuncular tarafından da şiddetli bir baskı vardı üstünde.İlk yarıda Wilkins'in skor bulmada ciddi bir sıkıntı yaşadığını söyleyebiliriz ancak asıl etkisi ribaundlarda gösterdiği etkinlikti..Panagiotis Giannakis'in takımı gayet olumlu yönlendirmesi Nikos Ekonomou ve Fragiskos Alvertis'in etkili hücum performansıyla birleşince Wilkins ilk yarıda çok da aranmadı açıkçası.Savunmacısı kendinden hayli uzun Litvanyalı Arturas Karnisovas iken hayli zorlanmıştı zaten hücumda, onunla baş etmeye ilk 20 dakika boyunca çok da çalışmadı açıkçası.

Dediğim gibi, tempo oldukça ağır ve atılan sayıların, kaptırılan topların önemi büyük.Barcelona da topa yön veren isim Jose Luis Galilea.Açık ara en zor görevle boğuşan kişi de Karnisovas.Önce Wilkins'i savunup onun dinlendirildiği 2 dakikalık bölümde de kendisinden uzun ve maça iyi başlayan Alvertis'le eşleşiyor hücumda ise takımını dağılmaktan kurtarıyor.Nitekim ikinci yarıyla birlikte Stojan Vrankovic, Pana çemberini Barça sayılarına iyiden iyiye kaparken, çembere gelen herkesi püskürtmeye başlarken onun yanında 2.08'lik Ekonomou ve 2.06'lık 2-3-4 oynayabilen Alvertis var.Barcelona'nın fizik olarak zor duruma düşmesi için yeterli veriler bunlar ki öyle de oldu.İkinci yarıda farkı iki kere 10'a çıkardılar ki bu bölümde Karnisovas'ın ve Xavi Fernandez'in ortaya koydukları karakter olmasa maçı ikinci yarıya götüremeyeceği de aşikardı Barcelona'nın.Ancak Pana Ekonomou ve Giannakis'in yanına Alvertis'in de eklenmesiyle oluşan büyük hücum gücünün üstüne bitirici darbeyi de Karnisovas'a 3. faulünü yaptırarak vurmuş gibi görünüyordu çünkü Wilkins'i savunacak ilk kişi oydu, aynı zamanda hücumun lideriydi ve ilk yarıyı 6 sayı 3 ribaund 3 asistle tamamlamıştı.

Yunanistan ekibi ilk yarının son dakikalarındaki etkili oyunla 10 sayı önde girdi ikinci yarıya.

Artık Barcelona'nın bir şeyler yapması gerekiyordu ve o görkemli maç sonunu getirebilmek için ilk adımı topa şiddetli baskı yaparak attılar.İlk yarının kahramanlarından Giannakis, ikinci yarıda Galilea'nın bitmeyen enerjisiyle baş etmek zorunda kaldı ve bu onun içi son derece yorucu bir başlangıç demekti, öyle de oldu, yoruldu ve o etkinliğini kaybedince Panathinaikos hücumları da daha ağır işlemeye başladı.Öte  yandan 3 faulle ikinci yarıya başlayan Karnisovas'ı Wilkns'in başına vemek bu kez mümkün değildi ve bu nedenle Aito Garcia Reneses'in tercihi onunla birlikte Manel Bosch'u da sahaya sürüp Wilkins'i Bosch'a vermek oldu.Ancak Reneses de dahil kimse bilmiyordu ki Wilkins ikinci yarının ikinci bölümünü sahada oynamasına karşı maçı sadece izleyerek geçecek ve son 10 dakikada attığı tek sayı çalınan bir toptan kaynaklanan boş bir turnike olacaktı -ki onu da zar zor attığını söyleyebiliriz- 

Barcelona'nın hücum stratejisi de savunma kaynaklı çalınan toplarla hücuma hızlı çıkmak oldu ve Pana'nın basit hataları arka arkaya sıralaması da bu stratejiyi gayet olumlu hale getirdi.Bu bölümde Galilea yaptığı savunmayla başrolü oynarken Giannakis'in karşısına sonradan geçen Montero ve Diez de yaptıkları topa baskıyla aktif dinlenmeye ihtiyacı olan Galilea'yı hayli rahatlatmayı başardılar.

Oyun, görünürde Barcelona'nın istediği yönde ilerlemesine rağmen özellikle Stavrakopoulos'un ilk yarıda yaptığı gibi ikinci yarıda da oyuna karakter koyması, Alvertis'in agresif hücum performansıyla birleşince Panathinaikos, oyunda üstünlüğü rakibe kaptırsa da skoru hep istediği noktada tuttu.

Bir diğer nokta da kuşkusuz ribaundlardı.Pana ilk yarıda ve ikinci yarının ilk 4-5 dakikalık bölümlerinde ribaundu öyle bir domine etti ki bu bölümde Barcelona'ya karşı çift haneli ribaund üstünlüğüne kadar gitti bu üstünlük.Ancak son bölümde işler tamamen tersine döndü.Son 5 dakikaya 11 sayı önde girdi Panathinaikos, tam 11 sayı.Ancak savunma ribaundlarında sorunlar yaşamaya başladıkları anda Barcelona oyunun içine çok daha etkin bir şekilde girerek bu bölümde özellikle Xavi Fernandes'in penetreleri ve Karnisova'nınn yaptırdığı fauller Barcelona'ya galibiyet şansını getirdi.Panathinaikos ise son 3 dakikalık bölümü sadece hatalarla geçirdi.Hücumda arka arkaya top kayıpları yaparken, 3'lüğe kalkan Barcelonalılara da inatla faul yaptılar.Farkın kapanmasındaki en kritik hamleyi Pana oyuncuları bizzat kendileri yaptı.5 faulle oyun dışı kalan Alvertis'in yaptığı asi hareketlerin arkasında takımı da taraftarı da içinde bulunduğu şaşkınlıktan çıkarma isteği olduğu açıktı.Çünkü Stavrakapoulos'tan Giannakis'e ilk yarının kahramanları bir bir dökülmeye başlamıştı.

UNUTULMAZ SON UNUTULMAZ BLOKLA GELDİ

Maçın son anları ise kolay unutulacak cinsten değil.Tarihin en heyecanlı son dakikalarından, en enteresanı, sonunda hücumda büyük hata savunmada ise tarihi başarı...Ama kalbe zarar bir heyecan.Giannakis bitime yaklaşık 7 saniye kala yerdeki saniyelik it dalaşının ardından Gadfread'e kaptırdı.Amerikalı pivotun kaptığı o topu dengesini sağlayamadan Galilea'ya verme çabası ardından Galilelea'nın topu düzgün bir şekilde Jose Antonio Montero'nun önüne attıktan sonra sahanın ortasından kısa mesafe koşucusu gibi gelen 2.11'lik Stojan Vrankovic, Montero'yu topun panyeye çarpmasına saliseler kala bloklamasıyla şampiyonluğu getirmişti takıma.



Son 10 dakikada 12 sayı atan Karnisovas'ın yaptığı sayıların dışında oyunu yönlendirmesinden, aldığı ribaundlara, asistelere kadar maçın kahramanı olduğu bir günde son 10 dakikalık bölümde yıldızları Domique Wilkins ve Panagiotis Giannakis'ten katkı alamayan ama maça favori çıkan Panathinaikos kupayı kazanır bu blokla.

Yarı finalin yıldızı Wilkins ise baskı altında sinmiş, en önemlisi ribaundlardaki etkinliğini tamamen kaybetmişti ikinci yarıda, kazanan Barcelona olsaydı Wilkins'in performansı Yunanistan'ın gündemini hayli meşgul ederdi ama yarı finalin yıldızı olarak kaldı o da.