Ana içeriğe atla

Fenerbahçe'de Dur, Devam Et Sonra!


Maçtan sonra McCalebb'in Sato'nun düştüğü haller şu anda takımın içinde bulunduğu durumda kendilerine düşen payın sorgulanması değildi sanırım.Bu tepki daha çok utanmayla ilgili, oynanan oyundan, gidişattan, daha kötüsü giydikleri formadan duydukları utanç bu.

Ne yapılması gerek, bu saatten sonra verilen tepki ne olur bilemem, nitekim formda Caja Laboral karşısında yenilen 97 sayı formsuz Maccabi'den yenilen 91 sayıdan daha da kötü değil, taraftarın tepksi 1 hafta geckmeli oldu sadece.Geçen hafta Maccabi maçı İstanbul'da oynanıyor olsaydı sonuç bugün olduğundan farklı olmayacaktı ve tribünlerdeki tabloyu gören McCalebb-Sato ve diğerleri yine aynı tepkiyi verecekti.

Kadroya bu kadar yıldız katmak aynı zamanda kazanmaya alışık oyuncu aldığınız anlamına da gelir ve bu oyuncular bu denli başarısızlıklar karşısında karakter koyma konusunda sıkıntı da yaşayabilir.Andersen de Sato da Batiste de McCalebb de yıllardır kazanan oyuncular, kötü gidişattan değil başarı umudundan beslendiler hep.Yaptıklarını iyi giden durumu tam istedikleri hale getirmek adına yaptılar ve yıllardır Eurolig'in tepesinde oldular.

Andersen, Dusko Ivanovic'in TAU'sundan Messina'nın CSKA'sına hep iyi işleyen düzenin değerli oyuncusu oldu.Batiste, Obradovic'le birlikte hep zirvedeydi, McCalebb ve Sato da öyle aynı şekilde.Hepsinin başarı toplamı bu yazıya sığmayacak kadar uzun ve ortak noktaları başarısızlıktan çıkma duygusunu tatmamaları.Mesela Caja'lı oyuncuların başardıklarını onlar başaramadılar çünkü her zaman işleyen sistemlerin içinde buldular kendilerini ve şimdi bu oyuncuların liderliğinde dipten yukarı zıplayamıyor Fenerbahçe.Çünkü bulundukları konum bu oyuncuları zıplamaya itmek için fazla aşağıda.

Yani sahada olup bitenler değil önemli olan, oyuncuların kafasındakiler.McCalebb'in o hale gelirken neler düşündüğü önemli olan.Buna nasıl engel olamadığını mı düşünüyor, yoksa giydiği o formayı çıkartıp gitmek mi istiyor.Makedonya'yı 2011 Eurobasket'te yarı finale çıkarırken, Montepaschi'yle final four oynarken nasıl takımlarda-kadrolarda oynuyordu, şimdiki durum ne.Bu takıma McCalebb'i lider yaparken yanına yerleştirilecek oyuncular topa hükmetmeyi seven, topla ilişkisi kesildikçe formu da düşen oyuncular mı olmalıydı? Biraz teknik, temelde ruhî bir sorun Fenerbahçe'li oyuncuların yaşadığı...

Tüm bu olanların sonucunda umutlar da kaybedilmeye başlanılabilir."Bu ülke İbo ve Mirsad'dan sonra bir daha final-four'u göremeyecek mi" şeklinde yakınabiliriz de.Olmuyor demek ki, yurtdışına gidecek oyuncu yetiştirmiyoruz, yurt içinde final-four'a gidecek takım da kuramıyoruz...


NBA HAYALİ...ONLAR İÇİN SADECE HAYAL

Drafttan seçilen son Türk oyuncular aynı yıl draft edilmişlerdi.İzzet, Furkan ve İlkan'dan bahsediyorum.NBA'de oynamayı hayal etmek başka, orayı kendine sadece hayal yapmak başka.Avrupa'da kötü oynayıp NBA'de başarılı olacağına inanmak da başka.

Belki de Rubio kötü örnek oldu, ondan sonra bizim gençler "burada kötü olsak da orada başarılı olabiliriz" düşüncesine girdiler belki de ve şu anda bundan kaynaklı fahiş bir formsuzluk düzeyindeler.Kendilerini geliştirmeden, oyunlarına hiçbir şey eklemeden NBA'e gidilebileceğinin farkındalar ama farkında olmadıkları tüm bunları yapmadan NBA'ye gitseler bile orada başarılı olamayacakları.

-Yıllar önce oraya giden oyuncularımıza bakalım.Mirsad Türkcan, Efes Pilsen'de yıllarca oynayıp Avrupa'nın en değerli 5-6 oyuncusundan biri olunca orada da şansını denemek istemişti.

-İbrahim Kutluay, Euroleague'in zirvesini görmüş Avrupa'da gittiği her takıma liderlik yapabilecek standartlara gelmişti yani Avrupa'da yapılabilecek her şeyi yapıp "bir de ABD'yi göreyim" demişti belki de.

-Hidayet, final four'da son kez bir türk takımını izlerken o takım olan Efes'in banko oyuncusuydu.Henüz 20 yaşında final four'daydı ve Ergin Ataman gibi tecrübe seven bir koç gözünü kırpmadan ilk beşte yer vermişti ona.

-Ersan İlyasova, çok genç yaşta ciddi sakatlıklar geçirmese, biraz daha Avrupa'da kalsa şu an bulunduğu yere çok daha erken gelebilecekti, belki de gelişim liginde vakit geçirmeyecekti.

-Tofaşspor dağıldıktan sonra Efes Pilsen, Mehmet Okur'un üstüne atlamıştı.Elit bir uzundu o zaten.

-Ömer de Euroleague arenasında takımın banko süre alan oyuncusydu, Tanjevic'in güveninin Semih'le birlikte kazanmıştı ve gözü kapalı boyalı alan ikilisiydi onlar Fenerbahçe'nin.

-Enes'i ise tüm ABD heyecanla bekliyordu, hatalı tercihlerin kurbanı oldu ama o da herkesten fazla yetenekliydi.

Giden oyuncularımıza bakalım, Semih'i dışarıda bırakalım.Hidayet dışında hepsi çalışkanlıklarıyla ün saldı, oyunlarına sürekli yeni şeyler kattılar.Ömer Aşık, çok nadiren gelen bir savunma yeteneğine sahipti, üstüne hücum katmak için sürekli çalıştı.Mehmet Okur oyununa her yıl bir şey kattı, İbo-Mirsad Avrupa'nın zirvesine yerleşip NBA'e geldiler.Mirsad döndü ödülleri toplamaya, final four'lara devam etti Avrupa'da.İbo, Fenerbahçe'yi Euroleague playoff'una taşıdı.

Hesap sorulması gereken 2 kişi Hido ve Semih.Sorulması gereken sorular ise şunlar:

-Semih neden başarısız oldu.Sakatken olması gereken ameliyatı niye olmadı, neden olmadı?Neden dönmek zorunda kaldı.Bunu sadece sakatlıkla açıklıyorsanız sizin görüşünüz lakin herkes sakatlanır.Formda dönmek ise çalışmaya bağlı.

-Hidayet neden Avrupa tarihinin en değerli 10 oyuncusundan biri olamadı.Eşsiz bir yetenekti, Türkiye basketbol tarihinin en yetenekli oyuncusuyken neden patlama yapması bu kadar gecikti.Niye saman alevi oldu bu patlama.Tüm dünyanın dikkatini üstüne toplamışken, o yüklü kontratın devamı niye başarısızlık oldu.Burada da işin içine "çalışma" faktörü girmiyor mu?

Soruları sorabiliriz.Ama ortada bir durum var ki çok çalışkan oyuncularımız Avrupa'da başarılı olup NBA'e gitti.Rubio olayı 10 yılda bir olur,  hatta Rubio bu alanda tek belki de.Hidayet'in de NBA'de devamlı olmak için diğer Avrupalılardan az çalışma hakkı var, çünkü o eşsiz bir yetenekti.Çok çalışmayınca tarihin en iyi 10 Avrupalısı arasına giremez ama NBA'de sürekli oynayıp yıllık 10 milyon dolar da kazanır.

Orada kalabilenlerin ise NBA'e %100 uyumlu tarzlar olduğunu varsayabilsek bile sadece bununla açıklamak imkansız.Çok çalışıp oynadıkları oyunun üzerine sürekli bir şeyler katmakta yatıyor mesele.Bugün, Furkan'ın İlkan'ın İzzet'in düştüğü duruma dikkat çekme gerekliliği de oyuncularımıza bu çalışma azmini kazandıramamızla ilgili.NBA'de başarılı olabileceğini herkes göstermek zorunda.Ginobili'nin, küçük bir takımda oynasa da Nowitzki'nin, lakabı büyücü olan Bargnani'nin, Calderon'un, Scola'nın NBA'deki başarılarından önce Avrupa'da yaptıkları vardı.Kirilenko'nun daha 20 yaşına gelmeden Avrupa'yı kasıp kavuran maçları vardı...

Rubio gibi olabileceğini düşünenlerin aynı şekilde bir de Arvydas Macijauskas'ın düştüğü duruma bakması gerekir.Avrupa'nın tozunu attırırken NBA'de başına gelenlere.20'li yaşlara yeni gelmişken final four maçına ilk beş başlayan Viktor Khryapa'nın NBA'deki başarısızlığı...

Ama önemli olan çalışmak ve oyunu geliştirmek.Koçlar iyi oyuncuları oynatır, Pianigiani gider başkası gelir İlkan'ı oynatır, o kendini geliştirsin kendini oyuna zorla sokar.Ergin Ataman, Furkan'a ; Orhun Ene, İzzet'e niye daha ciddi görevler vermesin ki.Gelecekleri kendi çalışmalarında yatar, akılları beş karış havada olursa bu kendi bilecekleri iş, lakin onlara basketbolumuzun çok ihtiyaçları var, bunu bilmeyen bizzat onlar.