Ana içeriğe atla

Rondo'suz Boston Devri


Boston'ın Rondo'nun sakatlığı sonrası yakaladığı 7 maçlık galibiyet serisi fikstürden bağımsız sıkı bir kenetlenmenin olduğunu gösteriyor tek başına, devamıdna 3 sayı farkla alınan tatsız Charlotte Bobcats mağlubiyetini de hesaba katınca 8 maçlık galibiyet serisinin kıyısından dönüldüğünü de söylemek mümkündür.Rondo sonrası değişimi analiz edebilmek adına Rondo'lu dönemde yaşananları gözden geçirmek gerek, çok da keyifli geçmedi ve çeşitli sorunlarla da uğraştı Boston.Sezon başında beklentiler daha geniş rotasyonlu bir takımın olduğu yönündeyken işler öyle gelişmedi ve çoğu beklentiler gerçekleşmedi.

Courtney Lee-Jeff Green-Jason Terry üçlüsünün beklentilerin çok altında kalması oyunun gidişatını bir anlamda etkiledi ancak en büyük sıkıntı Rondo üzerinden gelişti.Kenardan gelen yeni rotasyonu kaynaştırmak bir numaralı ve en zor göreviydi Rondo'nun ancak öyle olmadı, beklenen Rondo üzerinden de gerçekleşmedi bir anda.Farklı oyuncular, onun da oyuna olan etkisi üzerinde önemli rol oynadı ve bazı kimya uyuşmazlıkları çıktı piyasaya.Özellikle Ray Allen tarzı hareketli bir şutörle geçen onca yılın ardından Terry'nin tarzını fazla yadırgadı Rondo.Anlamak için de çok uğraşmadı tabiri caizse kendi işine baktı.

Olay şu aslında; Terry, Dallas'ta perdeleri kullanarak çok etkili bir şut tehdidi oluşturmuştu ve bu yolda yanında Nowitzki olunca yapabileceklerini çok daha kolay yapabiliyordu.Perde sonrası Nowitzki'ye atılaabilecek pas ihtimali rakiplerin herhangi bir şekilde boşlayamayacağı bir ihtimaldi ve rakipler adam değiştirip Terry'i kovalamak yerine genellikle odağı Nowitzki üzerinde yoğunlaştırıp onun üzerinde uzun savunmacını kalmasını tercih ediyorlardı.Terry'i savunan oyuncunun perde sonrası adam değiştirip Nowitzki'yi savunma çabası fuzuli olurdu çünkü, 2 sayıyı kabullenmek anlamına gelirdi bu.Terry'nin oyun sistematiği topun elinde olmasına büyük önem veriyor diyebiliriz diğer bir anlamda.Perdeden faydalanıp yaptığı topsuz koşular ise şut repartuarının ciddi bir parçası değildi öte yandan.Sevmiyordu da bunu yapmayı.Kidd gibi topla ligin diğer elit oyun kurucularına oranla daha az süre geçiren biriyle birlikte oynayınca da çok daha rahat yapıyordu istediklerini ancak Rondo'yla birlikte oynayınca topsuz pozisyon alabilen bir şutör çok daha kıymete biniyor.Ray Allen gibi.O da bugün Miami'de topla daha fazla haşır neşir olsa da topsuz oyunu oynayabilme konusunda son derece üst düzeydi, belki de Korver'la birlikte ligin en iyisiydi ve bu rölü de oldukça kanıksamıştı.Terry'nin oyunundaki gerilemenin de nedenlerinden biri olmuştu bu durum, elbette Terry geçen seneki veya önceki Terry değil ancak bu da bir faktördü, tıpkı Hidayet'in Toronto günleri gibi...Tek neden değil ama nedenlerden biri.

Önemli bir diğer hayal kırıklığı da Jeff Green oldu, onun sorunu ise daha çok mental gibiydi aslında.%42 şut isabetiyle 9.6 sayı ortalamalarıyla oynadı sadece.Oklahoma gibi hareketli bir düzenden durağan bir oyuna geçmek son derece sancılı oldu onun için, bireysel yeteneklerinin çok altında kaldı.Kenardan hücumun önemli parçası olabilecek Barbosa için de Courtney Lee için de durum aynıydı aslında.Oyun içinde Rondo'nun topu gereğinden fazla öldürüp daha çok asisti getiren paslarla hücumu yönlendirmesi, diğer bir söyleyişle sayıların daha çok 2 paslı hücumlarla gelmesi takımın ritmini tamamen dağıttı ve genel olarak bütün oyuncular üzerinde olumsuz yansıdı bu durum.Öte yandan Kariyeri ilerledikçe post oyunlarıyla harcadığı eforu azaltmak amacıyla çok daha şuta odaklı oynamaya çalışan ve harika bir orta mesafe şutörü olmayı başaran Garnett bu durumun olumsuzluğunu fazla yaşamadı, topsuz oyunu çok gelişti çünkü.Yılların getirdiği hükumdarlık gücüyle Paul Pierce sezona harika girdi ve sarsılmaz otoritesi takım liderinin Rondo olduğunu söylemesine rağmen istediği oyunu oynama fırsatını sundu ona.Rondo'yla birlikte oynadığı 43 maçta %42'yle şut atsa da 18.8 sayı 5.7 ribaund 3.8 asist 1.4 top çalma ortalamalarıyla oynadı.Sezona çok iyi hazırlanmasının yanında takım arkadaşlarındaki genel formsuzlukta etkiliydi bu durumda, takımın geçmişe oranla feci şut yüzdeleriyle oynaması, daha doğrusu isabet yapmada bulduğu zorluk -ki bunda Ray Allen'in gidişi tartışılmaz etken- onu daha fazla şut atmaya özellikle 3'lük kullanmaya zorladı ve maç başına 5.1 üçlük denemesi yaptı o süre içinde.

Boston Celtics hücum verimliliğinde 26. sıradaydı ve bu durum Rondo'suz daha kötü de olamazdı sonuç olarak.Ne olursa şunu unutmamak gerekir ki oldukça yüksek performanslarla geçen yıllarda da 14. 18. ve 24. olabilmişti Boston, hücum verimliliğinin skor olarak aşağılarda olan düşük tempolu takımlar için son derece yanıltıcı bir istatistik olduğu açık.Nitekim ligi yaptığı savunmalarla domine eden Indiana Pacers ve Memphis Grizzlies'ın bu gün bu sıralamada 19 ve 20. sıraları paylaştığını görünce bu durum çok daha net çıkıyor karşımıza.

İşin savunma kısmı ise Boston'ın kimliğini oluşturan kısım.Bundandır ki Avery Bradley son derece kıymetli bu takım için, bu nedenle Allen'ın takımdan daha düşük ücrete eyvallah diyip ayrılmasının en büyük nedeni bizzat Avery.Boston'ı ayakta tutan, ama aynı zamanda onlara dışarıdan çirkin görünümünü veren etken.Avery Bradley'nin dönüşünde kaybedilen Memphis maçının ardından yakalanan 6 maçlık galibiyet serisi de gelebilir akıllara.Önemli olan hep savunmaydı kısa süreli bir kimlik bunalımından sonra yine aynı durum gerçerliliğini sürdürdü.

Söylenenlerin özünden Rondo alehine pek çok sonuç çıkarken bunların işin yan detayları.Temel sonuç Rondo'nun bu takımı elit takım yapabilecek tek kişi olduğudur.Çeşitli problemlerle bunu bu sezon için başaramaması bundan önce başardığı gerçeğini değiştirmediği gibi bundan sonra başaramayacağı sonucunu da vermezdi bize, vermedi de.Hâla bu takımın herkesten çok ona ihtiyacı var.Onun sorunlarını herkesten fazla gören ve yaşayan Boston seyircisinin onun sakatlığından duyduğu üzüntü, Kevin Garnett'e kadar sirayet eden hayal kırıklığı da tam olarak Rondo faktörünün bilincinde olunmasından kaynaklı ve onsuz gelen başarının sadece ilüzyon olacağının herkesin kafasında olması temeline dayanan bir vaka.
_________________________________________________________________________________________________________________________________


Kevin Garnett: "Buradaki herkese büyük bir darbe, ben  de dahil."

Danny Ainge: "Kısa süreli dönemler Rondo'suz oynamayı başardık ancak hiç uzun bir süre onsuz oynamadık.Bizim için ilginç bir test olacak, istediğimiz bir test değil.Açıkçası, bu test için endişeliyim."

Doc Rivers: "Takımda bir adım yukarı çıkacak birini bulacağız.Siz ölüm fermanını yazabilirsiniz ama ben bunu yapmayacağım.Hiçbir yere gitmiyoruz."

Dediğim gibi Rondo'suz yakalanan bir başarı ve bu başarının sonuca ulaşamayacağı gerçeği var karşımızda, haber sonrası gelen demeçlerde herkesinin canının sıkkın olduğunu çok net gösteriyor da amma velakin ben bir basketbol seyircisiyim ve izlediğim basketbolun bana verdiği keyfe bakarım, Boston Celtics'in başarısı da Boston Celtics taraftarlarını ilgilendirir ancak.Şu anda mevcut durum oyuncuların sakatlık sonrası verdiği birlik beraberlik mesajlarıyla birebir örtüşüyor.Pierce'ın haberi ilk duyduğu anda Doris Burke'e verdiği "oh my god" tepkisinin ardından gelen açıklamalar ve "step up" temeline oturttukları kalan oyuncuların performansını yükseltme beklentileri kısmen gerçekleşiyor.

Açıkçası şu anki keyif verici basketbol ortaya çıkana kadar neredeyse her takas dedikodusunda adı vardı Boston'ın, son güne kadar da en ciddi haliyle sürdü bu dedikodular.Josh Smith dedikodularıyla başlayan süreç, DeMarcus Cousins'e kadar uzanıp son olarak Garnett'in Clippers'a takası Chris Paul'ün de arzusuyla son derece ciddiydi.Bu süreç içinde Garnett, Boston'da kalma isteğini defalarca dile getirmişti ve büyük üçlü üzerindeki emellerini bir türlü gerçekleştiremeyen Danny Ainge'in bu planı da yattı.Akılda kalan ise Garnett'in şu açıklaması oldu "Kanım yeşil akar, yeşil ölürüm."

Parkeye döndüğümüz zaman Boston'ın şu anda sorunsuz bir takım olduğunu söylemek elbette zor, hatta çok ciddi sorunlar var temelde ancak işin önemli kısmı hücum.Şu anda hücum verimliliğinde 21. sıraya çıkmaları bir yana saha içi isabetlerin &63'ü asist üzerinden kaynaklanıyor ve bu alanda ligin 4. sırasındalar.Maça başlayan ilk beşin gard rotasyonunun da Courtney Lee&Avery Bradley olduğunu hatırlatmak gerek.Herkesin rolü arttı ve isteyen istemeyen herkesin oyun konsantrosyonu yukarı çıkmak durumunda.Garnett üzerinden dönen pick&pop oyunları, hızlı top ritmi Boston'ı izlemesi keyifli bir takım haline getirdi çoktan.Takımdaki kolektif oyun çabası her halinden belli ve top hücumun yarısını tek bir elde geçirmiyor artık.Çünkü öyle bir el kalmadı.Pierce dışında bireysel yeteneğini verimli kullanabilecek bir kişi yok takımda ve bunu avantaja çevirmeyi de başardı Celtics.Kısmen bu sorunun üzerine yamayı yapmak için de yetenekleriyle nam yapmış Jordan Crawford'ı aldılar.Washington'da yüksek skorlara ulaşmayı başarsa da an itibariyle Boston'a uyum aşamasında ve uzun süredir Washington Wizards'da ciddi sorunlarla uğraştı.Yeni beklentiler onun kafasını bir an önce toparlaması, oyuna boyut katması Boston'ın mutlak beklediği görev ondan.

Bir de ilginç bir durum var ortada.Geçmişte kalan yılların aksine sorun çok net savunmada başlıyor.Savunma verimliliğinde 24. sırayı alıyor Boston ve ligin en kötü ribaund alan 3-4 takımından biri.Sayısal olarak ligin en az ribaund alan 3. takımı Boston.Bir diğer şekilde baktığımızda maç içindeki toplam ribaundun sadece %47.7'sini alabiliyor Boston ve bu kategoride sadece Charlotte Bobcats'in önündeler.Ribaund konusunda vasat bir takım olan Philadelphia 76ers'a verdikleri 19 hücum ribaundu da her şeyin açık bir göstergesi.Kevin Garnett'in şubat ayıyla birlikte yükselen ribaund grafiği bile bu duruma çare olamadı, DeAndre Jordan'ın üzerinde özellikle durmalarının nedenlerinden biri de buydu zaten.Özellikle Celtics kısalarının da Pierce dışında ribaunda ciddi katkı veren kısalar olmaması her şeyi zorlaştırıyor.

Boston adına söylenebilecek olumsuz anektodlardan biri de penetre eden kısayı hiçbir şekilde savunamamaları.Çember savunma görevini kanıksayabilecek tek bir uzunu olmaması büyük problem.Bu sebeple DeAndre Jordan’ın üzerine titrediler uzun süre, sonu olumlu bitmese de.Savunmacısını geçen penetreci kendini saniyesinde potada buluyor.Rakip hücumcuları içeriye sokmama başarısı gösterildiği anda da ribaund alma problemi ortaya çıkıyor zaten.

Son olarak değinilmesi gereken birkaç form grafiği var.Pierce, Rondo'nun sakatlığı öncesi onunla birlikte çıktığı 43 maçta 3.8 asist ortalaması yaparken ve maç başına yaklaşık 20 şut denerken Rondo sonrası çıktığı 16 maçta şut kullanma ortalamasında ciddi bir değişiklik olmamasına karşın asist ortalamasını 6.5'e kadar çıkardı, oyunu kurma işine vermeye başladığı zaruri ağırlığın kesin delili sahada yaptıkları.Yanılgıya mahal vermemek gerek, Pierce oyun kurma konusunda NBA'nin en başarılı 3 numaralarından olmuştur her daim ancak Rondo'nun yükselişi sonrası kendini bu alanda geri çekerken şu anda Boston'da oyunu yönlendiren bir numaralı isim oldu.

Asıl kritik değişiklik, daha doğrusu form yükselişi ise Rondo'yla birlikte oynarken sadece 9.6 sayı ortalaması yapabilen bunu da %42 isabet oranıyla gerçekleştiren Jeff Green'in Rondo sakatlığı sonası 14.8 sayı ortalamasını %50'yle yapması.Boston'ın bu kritik süreçte sloganı "step up"ın altını en etkili şekilde dolduran oyuncu oldu Jeff Green.Ona duyulan ihtiyaç sonrası kendisine duyduğu güvenin artması, daha etkili penetrelerle de birleşince önemli bir eşleşme sorunu oldu rakipler için.Takımının da kritik maçlarda aldığı galibiyetlerde önemli bir parça...Nitekim son oynanan Indiana maçını kazandıran basketi de o attı.