Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Fenerbahçe Ülker'de Ne Değişti

Fenerbahçe Ülker’in Nevan Spahija döneminden bu yana gözle görülür en büyük problemi sezon gidişatlarında ama sakatlıklarla ama farklı nedenlerle oyununu keskinleştirip sağlamlaştıramamak, sonrasında iyice kırılgan hale gelip TOP 16 itibariyle düşüş, sonlarına doğru ise paramparça hale gelmekti. Bu sıkıntıya geçtiğimiz sezon Zeljko Obradovic de çözüm üretememiş ve çorba haline gelen oyun planıyla TOP 16’da averaj takımı olmuştu Fenerbahçe Ülker.

Bu sezona başlarken de kadro planlamasındaki hataları, muhtemel dertleri defalarca yazdım ancak var olan ciddi, hem de çok ciddi sorunlara çözüm üretebilecek birkaç koçtan biriydi Obradovic ve 2014-15 Euroleague sezonu ilk turu sonunda bunu başarmış görünüyor Sırp koç. Fenerbahçe Ülker an itibariyle oyununu sağlamlaştırmış ve alışagelen kırılganlıklardan uzak olarak giriyor TOP 16’ya. İşin ilginç yanı; bu anlamda hiçbir olumlu mesaj vermediği bir sezon başlangıcının devamında ortaya çıktı bu pozitif tablo. Bu gelişimin nedenini irdelerken ise…

Yabancı Kuralı, 6+6 Bile Olmaz!

Ömer Onan 36, önümüzdeki yıllarda onun yerine 2 numarada görev alacak Cedi Osman ise 19 yaşında.  Türkiye milli takımı Ömer Onan’ın yerini ondan 17 yıl sonra dünyaya gelen bir oyuncuyla doldurabiliyor, Harun Erdenay’ın değil Ömer Onan’ın yerini. Böyle bir ülkede genç nüfusunun rakamı da hesaplandığında yabancı sınırlaması kuralının rakamlardan bağımsız olarak varlığını sürdürmesi, yani 6+6 gibi rahatlatıcı bir rakam da mevcut olsa geçerli bir nedene oturtulamaz.
Başlayalım: Ligden düşmeme mücadelesi veren takımlar oynuyorlar. Karşılaşmanın can alıcı bölümlerinde en iyi ihtimalle toplam 3 yerli oyuncuya oynama fırsatı veriyor koçlar. 6+6 kuralıyla onları bu anlarda yerli oyuncu oynatma çilesinden kurtarmak şüphe yok ki çok değerli ancak bu şartlar altında yabancıları dinlendirme adına yerlileri oyuna almaya zorlamak da onlara yapılan ciddi bir haksızlık.
Öte yandan şartlar basketbolumuz adına bu kadar sancılıyken süre alamadıkları için yerli oyuncularımızı suçlamanın da hiçbir haklı …

Bir NBA Oyuncusu

Söylediği her şey o kadar açık ve net ki, her bir merak edileni en ince detayına kadar hiç yuvarlamadan o kadar berrak ve temiz cümlelerle anlatıyor ki… Karşımızda bir NBA oyuncusunun durduğu her halinden belli. Oranın kokusunu alır almaz kültürünü de içine çekmiş Furkan. “Bu anlattıklarını Galatasaray’dayken niye söylemiyordun” diyemeyeceğimiz kadar iyi konuştu Furkan Aldemir.
Oyuncularımızın ne yazık ki en büyük sıkıntısı konuşmamak, kişisel maddi sıkıntılar anında topa hiç girmemek, itinayla klişelere devam etmek ve topun altında kalmaktan korkmak. Furkan Aldemir’in çok önemli bir cümlesinden yola çıkalım mesela. Mealen şunları söyledi Furkan “Alacaklarımızla ilgili kulübe ihtarname çektiğimizde bana teklif vardı ve NBA’e gittim, Ender ve Kerem abi ise kadro dışı bırakılarak medyanın önüne atıldı. Onlara yapılanlar hoş değildi.”
Olayın devamını hatırlayalım. Fenerbahçe Ülker maçı öncesi; kulüp kadro dışı bırakma olayının saatler sonrasında bir açıklama yapıyor ve bu iki oyuncuyu …

Fark Sadece 7!

7 sayı farkla bitti maç, evet sadece 7. 15’lere 20’lere çıkıp uzun süre oralarda kaldığını da hatırlamıyorum. Ama herkes keyifsiz, herkes kırılgan. Spikerler Galatasaray öndeyken dahi memnun olamıyorlar, ne yazık ki haklılar. Ergin Ataman’ın aklı sahadaki basketbolda gibi durmuyor, çok büyük ihtimalle ekran başındakiler de olup bitene anlam veremiyor. Ama onlar da kırılgan, maçın kazanılacağına inanmıyorlar. Bir direnç arıyor herkes, fark 5 olduğunda da 7 olduğunda da 10 olduğunda da… Herkes bir direncin peşinde, maçın kazanılacağına inanabilmek için bir sebep arıyor ve bulamıyor.
Çok garip. Ben ilk defa böyle bir tabloya tanık oldum. Belli ki Furkan Aldemir’in gidişinin ifade ettiği anlam bu takımı zihinsel olarak rahat bırakmayacak, iki eli her daim yakasında olacak. Basketbolumuzda direncin ve maçtan kopmamanın sembolü halini alan ve bir numaralı otorite haline gelen Ergin Ataman’ın maç başındaki o hali, Arroyo’nun bile kafa olarak maçtan çok uzakta olması… Tamamıyla Furkan’ın gid…

Furkan Aldemir'in Ayrılışı Üzerine

Ligimizin en iyi pivotu NBA’e gitme kararı aldı. Linas Kleiza’nın mevzusu geçtiğinde gözlerinin içi parladığı, Semih Erden’in yüksek ihtimalle hâlâ aklından çıkaramadığı, Ettore Messina’nın uğruna asistan koçluk yapmayı kabul ettiği muhteşem ve büyüleyici bir organizasyon NBA.
Kararın nedenleri önümüzdeki günlerde tüm basketbol medyasında incelenecek, değerlendirilecektir ve sıklıkla beyin okumalar ve Furkan’ın aklından geçenleri biliyormuşçasına yorumlar da görülecektir.
Furkan Aldemir yaptığı yazılı açıklamada NBA’e gidiş nedenini şu sözlerle anlatıyor (…) sanıldığının aksine ekonomik sebeplerle değil Türkiye'deki basketbol gelişimimi bir üst seviyeye taşımak için gitmeye karar verdim.” Öyleyse yorumlayanların ilk yapması gereken zihin okumak yerine bu açıklamayı merkeze almak ve ekonomik sebepleri temel alarak yapılan değerlendirmeleri de varsayım üzerine oturtmaktır.
Furkan’ın bu kararı almasında ekonomik sebeplerin var olduğunu kabul ederek başlayalım. Ancak sadece ekonomik seb…

Kızılyıldız Maçı Öncesi Galatasaray

Galatasaray Liv Hospital’ın Kızılyıldız’la oynayacağı karşılaşma öncesinde temsilcimiz hakkında endişelenebileceğimiz birkaç sorun var. Özellikle ilk oynanan Kızılyıldız ve son Fenerbahçe Ülker maçlarını temel alarak yapılabilecek bazı değerlendirmeler mevcut. Şöyle başlayabiliriz:
Galatasaray Liv Hospital’ın geçtiğimiz hafta oynadığı Fenerbahçe Ülker maçı bazı yönlerden aydınlatıcı. Galatasaray, bu maçı ikinci periyotta kaybetti. Zira Fenerbahçe Ülker’e karşı bir periyotta 16 sayı fark yiyip, ilk yarıyı da toplamda 19 sayı geride kapatan hiçbir takımın maçı kazanma şansı kalmaz. Yükselen bir Fenerbahçe Ülker’in varlığını da göz önünde tutarsak sadece Galatasaray Liv Hospital için değil, pek çok Euroleauge takımı için de aynı durumun söz konusu olduğunu rahatlıkla belirtebiliriz. Galatasaray’ın tipik bir Ergin Ataman takımı olarak maçın bir şekilde içinde kalması ve 11 sayı farkla maçı kapatmasını iyi bir veri olarak alabiliriz, ama yetersiz.
Açıkçası Fenerbahçe Ülker’in farkı 19 say…

Ersan'ın Kidd Çilesi

Bazen iyi bir basketbolcu olmak yetmiyor. Şansınız da yaver gidecek. Örneğin Ömer Aşık 5. sezonuna girdiği NBA kariyerinin başlangıcında değerini çok iyi anlayan ve NBA’ye de anlatan Tim Thibodeau’yla çalıştı. Mehmet Okur her röportajında saygıyla andığı Jerry Sloan’la birlikte geçirdi kariyerinin büyük kısmını. Her röportajında andı onu çünkü Sloan, hep güvendi Mehmet Okur’a ve ona en uygun stratejiyi kullandı her defasında. Hidayet yüksek yeteneklerine rağmen hiçbir zaman NBA’nin çok önemli yıldızlarından olamadı. All-Star olmayı defalarca başarabilecek potansiyele sahipken bir sezon hakkı yenmiş de olsa bunu başaramadı. Ama Stan Van Gundy, Hidayet’in yüksek verimle oynayabileceği bir sistem inşa etti Orlando Magic’te.

Günümüzde bunun en büyük örneklerinden biri de Boris Diaw. Kullanılamaz haldeyken fazla kilolu haliyle şampiyon kadronun temel bir parçası oldu San Antoino Spurs’te. Aynı şekilde Manu Ginobili ve Tony Parker’ın Gregg Popovich himayesine girmediğini varsaydığımızda bu…

Sığ Rekabetin Derinleşmesi Ve Anadolu Efes'in Önemi

2013-14 Beko Basketbol Ligi final serisinin şampiyonluk maçına Galatasaray Liv Hospital’ın bazı nedenlerle çıkmamasına kadar uzanan sürecin başlangıcı 2010-11 sezonuydu.

Türkiye sporunda temel gidişat çok açık. Galatasaray ve Fenerbahçe’nin aynı anda ağırlığını koyması bir spora olan ilginin artması için ilk şart. Ancak bu iki takımın zirveyi birlikte paylaşması, diğer rakiplerinin önüne geçmesi sporumuz açısından olumlu sonuçlar vermiyor ne yazık ki. Sonuç bir şekilde kargaşa ve karşılıklı salvolar halini alıyor.
Bundan kurtulmanın yolu bu iki takımın elinde değil. Galatasaray Liv Hospital ve Fenerbahçe Ülker arasında oynanacak bir final serisi yeni sığ tartışmaların, değersiz çatışmaların önünü yine açar. Kurtuluş yolu diğerlerinin elinde. Bu iki takımın dışındakilerin.
Galatasaray ve Fenerbahçe’nin basketbola olan yatırımlarını sürdürmeleri basketbolumuzun izlenirliği, hatta diğer takımlarımızın maçlarına olan katılım adına bile önemi azımsanmayacak kadar yüksek ancak zirveyi bu iki t…

Cedi'nin Kattığı Ruhun Zaferi

Fenerbahçe Ülker’in Barcelona karşısında oynadığı oyuna benzerdi Anadolu Efes’in Real Madrid karşısındaki oyunu. Temelinde benzer stratejileri görmek mümkün ancak arada fark var. Aynı oyun Fenerbahçe Ülker’in sezonluk karakterine uygun değil, Fenerbahçe Ülker bu değil dedirtiyor. Anadolu Efes için ise Krstic’siz geçecek 2 aylık dönemde, hatta Krstic’in eli kırıldığı andan sezonun sonuna kadar zorunlu oyun karakteri budur ve bu oyun karakteri fazlasıyla yakışıyor Anadolu Efes’e, yabancı durmuyor, yadırgatmıyor kendisini.
Sürekli temas, hiç durmadan, ara bile vermeden hem de. Taraftarın etkisi de tam bu noktada önemli ve olmazsa olmaz. Yoğun taraftar baskısı istediği hemen hiçbir faulu alamamasına neden oldu Real Madrd oyuncularının. Bu temas düzeyinde gösterdikleri faulleri alamazlarsa onlar için tek sonuç ana oyun merkezini oluşturan oyuncularının keyfinin kaçması olacaktır. Rodriguez ve Llull’un başına gelen bu oldu Fernandez bugün oynayabilseydi onun da başına gelen aynısı olacaktı. …

Standartsız Hakemlerin Gölgesi Altında

Fatih Söylemezoğlu, Aytuğ Ekti, Mehmet Şahin hakem üçlüsünün taraftar baskısı altında şirazeyi en çok kaybeden hakem üçlülerimizden biri hatta birincisi olduğu göz ardı edilemez Galatasaray Liv Hospital-Anadolu Efes maçının analizi için. Hücumdan hücuma değil aynı hücum içerisinde değişti standartları. Kimin lehine olduğunu hatırlamadığım bir pozisyonda potada seken topun nizami çıkarılmasına verilen sayı kararı, Galatasaray Liv Hospital lehine verilen ancak basketbolda yeri olmayan avantaj kararı gibi anlaşılması güç düdükler çaldı bu üçlü. Saydıklarım yalnızca sembolik örnekler. Aynı hücumda yapılan sert bir harekete faul vermeyip devamında yapılan daha yumuşak temaslara, zaman zaman temas bile aramadan çaldıkları düdükler de var nitekim.

Bu tarz bir hakem yönetiminin olduğu bir maçta oyuncuların da belirli bir standart yakalaması kolay değil.

Maçın henüz başlarında seyircinin yüksek ve gürültülü tepkisiyle karşılaşan kararlar aldı hakem üçlüsü ki bu normaldir. Seyircinin tepkileri…

Fenerbahçe Ülker-Regal Barcelona

Semih ve Kenan’ın ilk beş başlaması başlı başına bir planın, rakibe özel bir stratejinin varlığının göstergesiydi. Öyle de oldu. Plan çok doğruydu. Şartlar ne olursa olsun ikili oyunlarda Barcelona’ya nefes aldırmamak öncelikli plandı, Barcelona’nın rahat şutlar bulmasına bir yere kadar müsaade edilmesine de izin vardı çünkü Fenerbahçe’nin rakiplerine yüksek ritim kazandıran en büyük eksiği ikili oyunlardan yediği kolay sayılardı. Obradovic, Semih’in çabuk ayakları, Kenan’ın yüksek direnci ve Vesely’nin defoları bulunsa da caydırıcı savunma yetilerinin yanına Hickman-Preldzic ikilisini ve yedekleri efor temelli oyuna ikna etti.

Maça iyi başlamanın nedenlerini bu stratejide aramak lazım. Öncelikle Semih Erden’in oyuna konsantre olması tahmin edileceği gibi çok şeyi değiştirdi. Tomic istediklerini hemen hemen hiç yapamadı çünkü oyunda kaldığı süre içerisinde bir pozisyon dışında hiç pozisyon hatası yapmadı Semih. İkili oyunlarda kısayla uzun arasında harika aldı pozisyonlarını. Buna Ke…

Panathinaikos Hezimetinden Barcelona'ya

Başlayalım.

26 Eylül 2014 tarihli “2013-14 Sezonu Öncesi Fenerbahçe Ülker” başlıklı yazımdan:

“(…)Obradovic geçen sene yaşadıklarının aynısını yaşayacak 2014-15 sezonunda. 7 yeni oyuncu var. Hickman-Goudelock-Bogdanovic üçlüsü çok kritik. Bir kez daha rolleri en başından paylaştırmak durumunda, yine hassas bir denge var ve hata kabul etmiyor. Çünkü bir kez daha skorer kimlikli oyuncular fazla. Oyunu dengeleyebilen, skorerler arasında tampon bölge oluşturabilen oyuncu yine Emir (…)”

“(…) Hickman'ın oyun kuruculuk görevleri yapması aklına gelen en son şey olmalı Sırp koçun.”

“Zoric, dış savunmayı üst düzeyde yapamayan hiçbir takımın taraftarını memnun edemez eğer bir numaralı pivot tercihi olursa.”

“Semih ise geçen sezonki haliyle disiplinli hiçbir koçu, yani dünyadaki hiçbir koçu memnun edemez (…)”

“Zor bir sezon başlıyor Fenerbahçe Ülker için. Geçen seneden bir farkı yok şu andaki durumun. Ama geçen sene yapılan onca transfere anlam versem de bu sene bu kadar transfer yapılmasına…