Ana içeriğe atla

Bu ciddiyetsizlikle olmaz...


Bunu da gördük artık. İstediği kadar kötü oynasın, yanlış oynasın, hatalı oynasın ama bir Obradovic takımının sahada bu denli ciddiyetsiz ve lakait olduğunu bugüne kadar gören olmamıştır sanırım. Obradovic'in maç içindeki tepkisinin de daha çok buna olduğunu düşünenlerdenim -maçı izleyen çoğu seyirci gibi-  ben de. Maçın öncesinde oyuncular açıklamalar yapıyor, koç açıklamalar yapıyor ve bu maçın ne kadar kritik, ne kadar önemli olduğuna değiniyor ama sonucunda oynanılan basketbol öylesine lakaitleşiyor ki oyuncular o maçın önemini kavramak için Obradovic'in hakemlerin üzerine külhanbeyi misali yürümesi, bağırması, çağırması gerekiyor. Bu anlaşılır bir şey değil. İşler zorlaştığında, maçların ağırlığı arttığında hem milli takımda hem de Fenerbahçe Ülker'de her zaman sıkıntı yaşayan ve eli titreyen Bogdanovic, Obradovic'in o hamlesine kadar maçın ciddiyetinin farkında olan tek adamdı, ondan arta kalan takımın(ki onlara takım denirse) büyük bölümü de playoff'u değil final four'u garantilemişçesine küstahtı. Olacak şey değil.

Maç kaybedildi. Ancak Obradovic'in ihracından sonra maçı beklenenden rahat bir şekilde çevirme ihtimali doğdu, yani Obradovic'in oyundan atılırken takımına verdiği en büyük hediye bu oldu. Böyle bir olay Panathinaikos'un sahasında yaşansaydı o maçı Panathinaikos çok büyük ihtimalle kazanırdı ama biz burada da seyircisiyle, takımıyla, Obradovic'in yerine geçen arkadaşla, Mirsad'la felaket bir sınav verdik.

Hakemleri baskı altına alabilmek kolay bir şey değildir çünkü. Hakemleri baskı altına almakla onları kendinden nefret ettirmek ince bir çizgidir ve o çizgiyi geçersen hakemlere hakim olmak imkansızlaşır çünkü hakemler artık o taraftarın etkisiyle ters yönde eyyamcılık yapıp rakibi kollamaya başlar, nitekim öyle de oldu. Ha, hakemleri sabaha kadar eleştirebiliriz, son dönemde böylesine kepaze bir yönetimi ne futbol ne de basketbol maçında gördüm, 23 Nisan'da çocukların yaptığı maçlarda bile hakemlerin sertliğe müsadesi bundan daha fazla olurdu, temas olmadan faul çaldıkları çok pozisyon oldu, akıl alır gibi değil. Dengeleri kaybolduğu için, artık orada baskı altına girmekten çok kendi içlerinde gurur mücadelesine girdikleri için ne yaptıkları belli olmadı. Ama bu Fenerbahçe Ülker taraftarının ve oyuncusunun Obradovic sonrası süreci felaket idare ettikleri gerçeğini değiştirmez. Hakemlerin baskı altına girebileceği dakikalarda hem oyuncuların, hem de seyircilerin bu kadar öfkelenmleri ve kendi kontrollerini kaybetmeleri her şeyi bitirdi neredeyse. McCalebb'in devamındaki büyüleyici oyunu bile kâr etmedi. Çünkü o sırada en çok soğukkanlı olması gerekenler taraftarlar ve oyunculardı ama onlar öyle yapmak yerine tamamen öfke üzerine hakemi baskı altına almaya çalışıp akıllarını hiç devreye sokmadılar. Yerli yersiz her pozisyonda hakemi baskı altına almaya çalışmak beklenilen sonucu getirmez çünkü. Bu kadar kolay olmaz o işler. Maçın son saniyelerinde Mirsad da karşı bench'e kadar koşup teknik aldı en kritik pozisyonunda. Final Four hedefli takımın benchinden -kim yaparsa yapsın- böyle bir hatanın gelmesi kabul edilemez. Obradovic oyundan ihraç edilmeyi nasıl belli bir plan dahilinde yapıp bu işe yaradıysa Mirsad da o kadar akıl-yordam dışı ve bilinçsizce yaptı o hareketi ve sonuç pahalıya mâl oldu. 'Mirsad böyle biri, ne yapalım' da denilebilir elbette ama sonuç pahalıya mâl oldu. Fenerbahçe Ülker adına nasıl bu sıkıntılı süreç kötü yönetildiyse karşı tarafta da Gentile o kadar iyi yönetti süreci. 35 yaşında bir oyuncu gibi, soğukkanlıydı. İleride de çok özel bir yıldız olacak şüphe yok. Preldzic'le girdiği münakaşa sırasında onun yüzüne bakın, bir de Emir'e bakın. Emir'den nasıl asabiyet ve stres akıyorsa Gentile o kadar sakindi. Sakin ve vurucu. Henüz 21 yaşında, ondan örnek almamız gereken çok şey var. Böyle anlarda bu yapılır çünkü, sağlı sollu herkese girişilmez.

Maçın en çok eleştirilen oyuncusu Kleiza'ydı büyük ihtimalle. Ona gelmeden önce Fenerbahçe Ülker yardımcı antrenörü Vladimir Androic'e gelmek gerekir. Böyle bir maçta kafası başka yerde olan birini nasıl bu kadar oyunda tutabilir olacak iş değil. Konsantrasyonu tamamen yitik bir Kleiza'yı belki oynar diye beklemek bu maçta olmaz. Ne yeri ne de zamanı. Kafası başka yerdeyse alacaksın onu kenara başka birini oynatacaksın. Büyük hataydı, çok büyük hataydı hem de.

Ama Kleiza'nın bu sezonki durumuna genel olarak bakmak gerekir bence. Avrupa'nın en çok kazanan, dolayısıyla en kaliteli ürünü vermesi gereken oyuncusu Kleiza. Takımda koçtan fazla kazanan da tek oyuncu sanırım. Profesyonel kariyerine Denver Nuggets'ta başlayan, devamında Olympiakos, Toronto ve FB Ülker diye giden bir kariyerden bahsediyoruz. Yani Kleiza'nın kendisini bir takıma ait hissetmesi kolay bir şey değil, ondan bekleyebileceğin bir şey de değil aslında. Yıllarca NBA'de kariyer yapmak için didinip uğraşan biri Kleiza, yeteneklerinin Avrupa'nın üzerinde olduğunu tüm Avrupa gibi o da biliyor ve kendisini ait hissettiği tek yer de NBA aslında, herhangi bir takım değil. İşin zorluğu da burada zaten. Kendisini Fenerbahçe Ülker'e ait hissetmeyen ve asıl hedefinden de millerce uzakta olan bir oyuncuyu sezona odaklayabilmek gerçek sanattır işte, koçluk beceresidir. Obradovic bu konuda defalarca sınıfta kaldı.

Net konuşmak lazım; Euroleague'de Final Four hedefleyen bir takım sezon planını Bogdanovic ve Preldzic üzerinden yürütemez, intihar olur bu. Çünkü bu iki oyuncu da ağır maçlar da hep hayal kırıklığı yaşatan, hep beklenin uzağında kalan oyuncular. Yani ilk turun yıldızı olan Bogdanovic'in Top 16'da hayal kırıklığından başka bir şey olmaması tesadüf değil. Hırvatistan'da da böyle zaten. Kleiza-McCalebb ikilisiyse zaten artık o maçlar için, büyük maçlar için yaşayan, açık söylemek gerekirse başka da bir hedefleri kalmayan oyuncular. Severler öyle maçları oynamayı, dün son saniyelerde kimsenin at(a)madığı şutu atmak için yaşıyor Kleiza mesela(o anda sahada olmalı demiyorum) McCalebb playoff için yaşıyor, Ömer, Türkiye liglerinde en çok şampiyon olan oyunculardan, artık daha büyüğünü istiyor. Ama tüm bunlara karşı planı Preldzic-Bogdanovic üzerine kurmak büyük hataydı. Sonra işin içine Bjelica da girdi McCalebb de ama sezon öncesi plan başka bir şey tabi.

Yani, Kleiza'yı ikinci beşte başlatarak, ilk periyotta hiç oynatmayarak ondan verim almak imkansız. Yanında Bogdanovic olunca bu iyice zorlaşıyor. Çünkü o kadar para verdiğin bir oyuncunun fedakarlık yapması için özel bir karakter olması gerekir, Kleiza büyük maçlarda fazlasıyla özel bir karaktere dönüşse de (2013 yazında Litvanya'yı tek başına final çıkardığını hatırlamak gerek) saha içinde istediği oyun şekli olmayınca kendisini kasmasını beklemek yanlış. Çünkü asıl fedakarlığı o parayı vererek takım yaptı ve Kleiza, Fenerbahçe'ye imza attığı anda Obradovic'in görevi ondan en kaliteli hizmeti almaktı ; ama o bunu yapmadı. Bogdanovic'ten de bıkmadı. Son maçta oynadığı basketbol hiçbir şeyi de haklı çıkarmak. Koskoca Top 16, Preldzic'i ve Bogdanovic'i beklemekle geçti. O kadar para da çöpe gitti tabi. Seni şampiyonluğa kadar götürebilecek Kleiza'dan doğru düzgün verim alamazsan, Ömer Onan'a maç içinde bir tane hata hakkı bile vermeyip özgüvenini sıfırlarsan, Kleiza'yı oyuna ne zaman alsan 2 dakika sonra Bogdanovic'i de alırsan, konforunu bozarsan olmaz bu iş. Bu kadar kadro kalabalığıyla da olmaz bu iş, geçtiğimiz yıllarda da olmadı, bugün de olmadı.