Ana içeriğe atla

Kristic'li Savunma Sorunu


Maçlar başlamadan önce yazımın Fenerbahçe Ülker-Panathinaikos maçıyla ilgili olmasını düşünüyordum ancak daha ilk yarıdan anlamsızlaştı bu kararım. Yaşanan bu skandalla ilgili söylenecek, yazılacak mutlaka çok şey var ancak bugün özelinde Anadolu Efes'i değerlendirmek daha mantıklı, en azından katlanılabilir olacaktır.

Dario Saric'in eksikliği şüphe yok ki önemli ancak skorun 62'de kalmasının temel nedeni onun yokluğu olmadığı gibi maçın kaybedilme nedenleri göz önüne alındığında da panzehiri Saric'te bulamayız. En basitinden dış oyuncuların ekseriyetle formsuz olduğu bir günde takımdan etkilenmeyip soğukkanlı kalabilme ve telaşsız sorumluluk alma konusunda gözümüz kapalı güvenebilecek bir oyuncu değil Saric. Ama aksi ihtimali de ortadan kaldırmıyor bu durum elbette.

Maça dönelim. İlk Euroleague maçında Real Madrid'e 71, ikinci Euroleague maçında ise Nizhny Novgorod'a 97 sayı attı Zalgiris Kaunas. Ancak bu maçta attıkları 65 sayı Anadolu Efes'in savunma başarısı olarak değil önemli oyuncularının kötü gününde olmasıyla ilişkilendirilebilir daha çok. Çünkü Anadolu Efes'e maçı kaybettiren savunma hataları oldu daha çok. Geri gelmelerini sağlayan faktörün Cedi Osman önderliğinde savunmada gösterdikleri kararlılık olduğu gibi.

Anadolu Efes ile ilgili şu değerlendirmede bulunulabilir: Sezon boyunca bir numaralı oyun opsiyonu Nenad Krstic olacak. Öyleyse sadece hücumu Krstic'e göre dizayn etmek yeterli olmaz. Kritik olan savunma organizasyonunu Nenad Krstic'e göre dizayn etmek. En az işin hücum kısmı kadar, belki de daha fazla önemli bu. Nitekim oyunda kaldığı süre boyunca Zalgiris'in Krstic gediğini kullanarak oynadığı her ikili oyun sonuç verdi. Jasikevicius gibi bir oyuncuya sahip olsalardı çok daha acımasız da olabilirdi sonuç.

Buna rağmen maç genelinde yaptıkları toplam asist sayısının sadece 7 olmasına dikkat çekmek gerekir. Hemen hemen hepsi Krstic'le oynanan ikili oyunlar üzerinden geldi bu asistlerin. Yavaş ayaklarının yanı sıra sıkça pozisyon hatası yapması da buna zemin hazırladı. Örneğin perde sonrası potaya yakın durumda olan uzun oyuncuyu sıklıkla boş bıraktı ya da perdenin yapıldığı takım arkadaşına o oyuncuyu savunma görevini transfer etti. Halbuki potayla arasında 1 ila 2 metre olan bir uzunu savunma işini kısaya terk edemez bir uzun. Çünkü potayla arasında o kadar az mesafe varken topla buluşan uzun sırtı dönük oynamaz, topu yere vurmaz. Direk bitirir. Bu da kısa savunmacının onu engellemesini olanak dışı yapar.

Krstic'i bu yaşından sonra ikili oyun savunmaları gibi çoğu oyuncuda kronik olan ve kariyerleri boyunca iyileşme göstermeyen bir sıkıntıdan kurtarmak imkansız elbette. Takımın kalanını ona göre dizayn etmek doğru olur bu durumda. Ivkovic maç içinde doğaçlama önlemler aldı bu sıkıntıya. Öyle ki ilk yarıda da bu sorun baş göstermesine rağmen ilk defa son periyotta Lasme-Krstic ikilisini aynı anda sahaya sürdü. Krstic'in sahada olduğu bölümlerde Bjelica-Janning-Perperoglou gibi dış savunmayı caydırıcı hale getirmeyecek bir üçlüyü de uzun süre sahada tuttuğunu düşünürsek bu problem üzerine tasarlanmış bir çözümü parkeye süremediği açık Ivkovic adına.

Bu maç üzerinden genelleme yapılabilecek, gelecek adına ciddi kaygılara sebebiyet verecek en büyük sorun Krstic'li rotasyonlardaki savunma stratejisi. Bu takım elbette ki sistemini baştan sona oturtmuş bir takım değil; ancak maç özelinde görülebilecek sıkıntılarla sıkça karşılaşıldı bu maçta. 22 sayı atan Krstic dışında çift haneli skora ulaşan kimse olmadı, Janning-Perperoglou-Draper üçlüsü toplamda 5/25 gibi facia bir saha içi yüzdesiyle oynadı.

Bu maçta görülen dağınık yapı, doğru yapılanların da istikrarlı seyretmemesi gibi sıkıntıların da önümüzdeki süreçte karşılaşılabilecek problemler olduğunu söyleyebiliriz. Örneğin hâla doğru şutu bulmasına karşın gözü kapalı kullanmayabiliyor oyuncular o şutları, maçın kader anlarından biri olan pozisyonda olduğu gibi Draper turnikeye kalktığında bile turnike atmayı aklının ucundan geçiremeyebiliyor.

Bugün Milaknis'ten 14, Ulanovas'tan 19 sayı yedi Anadolu Efes. Belki kendilerinden düşük profilli bir kadroya da kaybetti ancak kaybederken keyifsiz bir maç izlettirmediler. Böyle bir zorunlulukları da yok aslında ancak hiçbir zaman maçtan kopmama gibi bir zorunlulukları var. Önemli olan bunu başarmak ve bu konuda da başarıya ulaştıkları rahatlıkla söylenebilir, çünkü bu bir takımın yolunu final four'a taşıyan en önemli etmenlerdendir.

Peki kimdi bu başarıdaki pay sahibi. Öncelikle Cedi Osman'dı. Belli ki bu takıma karakterini kazandıracak önemli 2-3 oyuncudan biri olacak Cedi. Aslında bunu şimdiden yaptığı da aşikar. Sadece iyi bir oyuncu değil çünkü, bir takımı ateşleyebilen, kendisinden yaşça büyük takım arkadaşlarının odağını maça yoğunlaştırabilen bir karakter.

Tıpkı Ömer Onan gibi. O yüzden yeni yabancı kuralı yerlilerin önemini değiştirmiyor. Çünkü çoğu yabancı oyuncu; üzerinden doğru sistem kurulmadığı zaman gidişata isyan etmez. Ki bu normaldir, isyan etmek zorunda değillerdir kuşkusuz, etmedikleri için eleştirilemezler de. İşte tam bu noktada yerli oyuncular girer devreye. 6+6 kuralı yokken de böyleydi bu şimdi de böyle. Ömer Onan isyan ederdi, İbrahim Kutluay yapardı bunu, İtalya'da yaptığı gibi Türkiye'de de yapardı Mirsad bunu. Şimdi Cedi yapıyor. Ve tıpkı az önce saydığım örnekler gibi Cedi. Şu anda takımına önemli zihinsel katkılar yapsa da teknik olarak kattıkları da büyük.