Ana içeriğe atla

Kızılyıldız Maçı Öncesi Galatasaray


Galatasaray Liv Hospital’ın Kızılyıldız’la oynayacağı karşılaşma öncesinde temsilcimiz hakkında endişelenebileceğimiz birkaç sorun var. Özellikle ilk oynanan Kızılyıldız ve son Fenerbahçe Ülker maçlarını temel alarak yapılabilecek bazı değerlendirmeler mevcut. Şöyle başlayabiliriz:

Galatasaray Liv Hospital’ın geçtiğimiz hafta oynadığı Fenerbahçe Ülker maçı bazı yönlerden aydınlatıcı. Galatasaray, bu maçı ikinci periyotta kaybetti. Zira Fenerbahçe Ülker’e karşı bir periyotta 16 sayı fark yiyip, ilk yarıyı da toplamda 19 sayı geride kapatan hiçbir takımın maçı kazanma şansı kalmaz. Yükselen bir Fenerbahçe Ülker’in varlığını da göz önünde tutarsak sadece Galatasaray Liv Hospital için değil, pek çok Euroleauge takımı için de aynı durumun söz konusu olduğunu rahatlıkla belirtebiliriz. Galatasaray’ın tipik bir Ergin Ataman takımı olarak maçın bir şekilde içinde kalması ve 11 sayı farkla maçı kapatmasını iyi bir veri olarak alabiliriz, ama yetersiz.

Açıkçası Fenerbahçe Ülker’in farkı 19 sayıya kadar çıkardığı ilk yarıda Galatasaray’a karşı aldığı en belirgin önlem Furkan Aldemir ile Carlos Arroyo arasındaki ikili oyun bağlantısını koparmak oldu. Pivot rotasyonunu Zoric ve Oğuz’un paylaştığı bir takımın oyuncu temelinde Furkan-Arroyo ikili oyunlarını savunması elbette imkansız. Bundandır ki Arroyo-Furkan bağlantısını kesen isim Zoric ya da Oğuz değil tamamıyla bu planın her türlü matematiğini hesaplayan Zeljko Obradovic’ti. Hemen hemen hiçbir ikili oyunda, hiçbir perde devamında Furkan’ı bulamadı Arroyo, bu da Galatasaray’ın en temel planının çökmesi oldu ve hücumda çöktü adeta Galatasaray. Çünkü bu ikili oyun başarıya ulaşmadığında B ya da C planına sahip değil Galatasaray. O anda hücum tamamıyla Arroyo’nun insiyatifine kalıyor.

En temel sıkıntı da bu. Furkan-Arroyo üzerinden oynanan ikili oyunlara iyi bir koçun alması beklenilir önlemleri nedeniyle bütün hücum planının sekteye uğraması Galatasaray Liv Hospital adına fazlasıyla endişe verici bir veri. Furkan Aldemir halihazırda (Krstic’in de sakatlığıyla birlikte) ligimizin tartışmasız en iyi pivotu. Özellikle üçüncü periyotta bütün Fenerbahçe Ülker takımına ribaundlarda meydan okuması ve rakip oyuncuları, savunma ribaundlarını kendisi sahadayken rahat alamayacaklarına ikna etmesi bu gerçeği de ilan etmesiydi aslında. Tek başına Bjelica’yı da Zoric’i de Oğuz’u da Vesely’i de peşine taktı ve perişan etti onları. Burada hiçbir sıkıntı yok. Ligin en iyi pivotuna sahip olan takım Galatasaray Liv Hospital. Ancak bu gerçek Furkan Aldemir’in iyi bir hücumcu olduğu anlamına gelmiyor. Furkan hâlâ kendi skorunu üretemeyen, şutu olmayan bir pivot. Aslında basketbolumuzun düzeyini de gösteriyor bu. Dolayısıyla hücum planını Furkan üzerinden kurmak Euroleague düzeyinde ve dolayısıyla koçunun Obradovic olmasından mütevellit Euroleague şampiyonluğuna oynayan bir takıma karşı iş yapması, gerçekçi olması mümkün olmayan bir proje. Sadece bu ikili oyun planına önlem alarak çaresizleştirdi Galatasaray’ı Obradovic.

Bir diğer sıkıntı da Arroyo kaynaklı. Kişisel fikrim; Arroyo’nun,Euroleague’in en iyi 5 oyuncusundan biri olduğu yönünde. Yetenekleri değil performansı Euroleague’de final four gediklisi bir takım için fazlasıyla yeterli. Ancak o takımlarla adını duyamadık bile bugüne kadar. Bunun nedeni kanımca yaşı değil. Arroyo’nun oyun karakteri itibariyle liderliği paylaşmaktan hoşnut kalmayan bir oyuncu olması. NBA’de istikrarlı olarak bir takımın parçası olamamasını da bununla ilişkilendirebiliriz. Bunu Galatasaray formasıyla izlerken de gördük. Örneğin Nolan Smith’in çok iyi oynadığı maçlarda dahi oyuna girdiği dakikalarda topu Smith’le paylaşmaktan sürekli olarak imtina ediyordu. Ergin Ataman da bu gerçeğin farkında olup ondan yüksek verim almayı başarıyor aslında.

Ancak Arroyo’nun çok iyi bir oyuncu olması onu Galatasaray Liv Hospital’da sistemin temeline oturtmalı, sistemin kendisi yapmamalı. Şu anda gidişat bu istikamette değil ancak Ergin Ataman bu hamleyi gerçekleştirmeli. Nitekim, Arroyo’yu kenarda göremeyince bütün oyuncular bilinçdışı oynamaya başlıyor. Bu, büyük bir sıkıntı.

Üzerine gitmek lazım. Her takım oyunun sisteminin temeline bir oyuncuyu yerleştirebilir. Panathinaikos-Diamantidis, Spanoulis-Olympiacos gibi. Bu o oyuncunun yokluğunda takımın oynadığı basketbolun seviye düşmesi anlamına gelir. Ancak bir oyuncuyu sistemin kendisi yapmak o oyuncunun yokluğunda takımın elle tutulur bir basketbol oynamasının mümkün olmamasına sebebiyet veriyor. Galatasaray geçtiğimiz sezon Barcelona’ya playoff’larda 3-0 elenirken Arroyo’nun ilk maçta sakatlanması sonrası onsuz oynadığı iki maçın tamamını birebir oynayarak tamamlamış ve Barcelona karşısında hayal kırıklığı düzeyinde aciz kalmış, belki de Barcelona’nın final four’da Real Madrid karşısındaki dirençsizliğin önemli sebeplerinden olmuştu. Bunun sebebi de Arroyo’nun sistemin ta kendisi olması, Arroyo’suz oynanan oyunun da basketbolla ilişkilendirilemez olmasıydı.

Bir diğer sıkıntı da daha önce defalarca yazdığım gibi pas dolaşımının standart bir Euroleague savunmasını gevşetemeyecek kadar düşük olması. Galatasaray Liv Hospital ; Sinan, Arroyo, Micov gibi birebirleri iyi oynayabilen ve içeri penetre edip rakip boyalı alanın dengesini bozduktan sonra üç sayı çizgisindeki pas opsiyonlarını değerlendirebilen veya pozisyonları kendisi bitirebilen oyunculara sahip. Hatta Zoran Erceg’in de özellikle bu sezon  bahsettiğim konularda  –özellikle topla içeri girip pozisyonları bitirmede- hayli etkili olduğunu söyleyebiliriz. Ancak rakip savunmaları maç boyunca sürekli penetrelerle veya ikili oyunla gevşetmek mümkün değil. Belli bölümlerde yüksek bir pas temposuna da ulaşması Galatasaray Liv Hospital için acil ihtiyaç. Temel nedeniyse Galatasaray’ın boyalı alanda topla tek başına skor opsiyonları üretebilecek bir oyuncuya sahip olmaması.

Son olarak da eşleşme hatalarını ezbere bulabilmenin gerekliliğine değinmek lazım. İlk oynanan Kızılyıldız maçını hafızalara getirmekte fayda var. O zaman oyuncuların yaşadığı maaş problemlerinin elbette yaşanan hezimetle ilgisi azımsanamayacak oranda fazlaydı ancak teknik bazı aksaklıkları görmeye de engel değil bu.

Temelde Marjanovic üzerinden tartışmak gerekir bu konuyu. Avrupa’nın değerli uzunlarından biri muhakkak. Ancak bazı eksiklikleri mevcut ve bunun üzerine gitmek lazım. Zira hâlâ Euroleague’in elit uzunlarından saymak kolay değil onu. Galatasaray Liv Hospital ilk karşılaşmada bir kez olsun Marjanovic üzerinden ters eşleşmeleri değerlendiremedi. Halbuki pek çok kez bu fırsat kısaların eline geçti. Marjanovic’le ters eşleşmede kaldığında sahayı ona zindan edebilecek Arroyo bile hiç kullanmadı, üstelemedi bu ters eşleşmeleri. Unutmamak gerekir ; oturmuş bir Euroleague takımı olmanın en kıymetli göstergelerinden biridir ters eşleşme yakalandığı zaman üstüne gitmek, değerlendirmeye çalışmak. Ve bunu ezbere yapmak. Galatasaray bu konuda halihazırda başarılı sayılamaz. Özellikle bunu değerlendirebilecek oyunculara sahip olduğunu hesaba katınca çoğunlukla ters eşleşmeleri değerlendirme çabasına girmemek hoş değil. Üstüne gitmek lazım.

Diğer yandan Marjanovic’i potaya çok yakın mesafede topu aldırmamak lazım. En azından mümkün olduğunca bu tarz pozisyonlara az sokmak lazım Sırp oyuncuyu. İlk maçta onu Shaquille O’Neal gibi gösteren en önemli faktör Galatasaray’ın hiçbir pozisyonda Marjanovic’i top gelmeden önce potadan uzaklaştıramamasıydı. Neredeyse hücumda topu yere vurmadan bulduğu sayılarla 20’yi geçti. İyi bir oyuncu olduğuna şüphe yok. Bu akşam da en önemli skor güçleri olacak ama neden Barcelona ya da Real Madrid’de oynamadığını da –en azından şimdilik– düşünmek ve onun durdurulamaz bir silah olduğuna ikna olmamak gerekir. Çift haneli skor üretmesine engel olmak elbette kolay değil ancak Olympiakos’un da yaptığı gibi sürekli ikili sıkıştırma ve temaslarla yıpratmak, keyfini kaçırmak gerek.

Sonuca gelecek olursak daha geçen sene Eurolegue’de playoff oynamış bir takımdan bahsediyoruz. Tüm bu eleştiriler bana göre kritik sorunlar olsa da üstüne gidip düzeltilebilecek ve playoff yolunda kotarılabilecek sorunlar olarak duruyor. Ama tekrar söylemek gerekirse Euroleague’de şampiyonluk hedefleyen bir takımla aynı ligde oynadığını değerlendirerek hücum planlarının bu kadar çeşitlilik yoksun, bireysel insiyatiflere dayalı olması ve temel hücum planının merkezinde Furkan Aldemir’in yer alması gerçekçi değil. Galatasaray Liv Hospital taraftarları unutmamalı ki, son oynanan derbide Fenerbahçe Ülker’li hiçbir oyuncunun –Bjelica dahil- ekstra performans vermediğini söylemek gayet mümkün. Yani Zeljko Obradovic tek başına yendi Galatasaray’ı. Elit bir takım olmak için sadece koç tarafından mağlup edilmeyecek düzeye çıkmak zorunluluktur.