Ana içeriğe atla

Standartsız Hakemlerin Gölgesi Altında


Fatih Söylemezoğlu, Aytuğ Ekti, Mehmet Şahin hakem üçlüsünün taraftar baskısı altında şirazeyi en çok kaybeden hakem üçlülerimizden biri hatta birincisi olduğu göz ardı edilemez Galatasaray Liv Hospital-Anadolu Efes maçının analizi için. Hücumdan hücuma değil aynı hücum içerisinde değişti standartları. Kimin lehine olduğunu hatırlamadığım bir pozisyonda potada seken topun nizami çıkarılmasına verilen sayı kararı, Galatasaray Liv Hospital lehine verilen ancak basketbolda yeri olmayan avantaj kararı gibi anlaşılması güç düdükler çaldı bu üçlü. Saydıklarım yalnızca sembolik örnekler. Aynı hücumda yapılan sert bir harekete faul vermeyip devamında yapılan daha yumuşak temaslara, zaman zaman temas bile aramadan çaldıkları düdükler de var nitekim.

Bu tarz bir hakem yönetiminin olduğu bir maçta oyuncuların da belirli bir standart yakalaması kolay değil.

Maçın henüz başlarında seyircinin yüksek ve gürültülü tepkisiyle karşılaşan kararlar aldı hakem üçlüsü ki bu normaldir. Seyircinin tepkileri doğrultusunda seyrek seyirli standartsız düdükler çalınması da anlaşılır bir durumdur ancak daha ilk dakikalardan itibaren her hücumda standartsız düdükler çalınması ve bundan bir an olsun vazgeçilmemesi basketbolda yeri olmaması gereken ve uygulayıcı hakemlere cezai yaptırım gerektiren hallerdir kanımca.

Bu şartlar altında maçın da detaylı analizini yapmak pek mümkün olmadı  benim açımdan. Sporsever olarak ekran karşısına oturup maçı izleyenler açısından konsantrasyonu hayli dağıtıcı bir maç oldu çünkü. Bazı bölümlerde maça değil hakem hatalarına odaklandığım da oldu. Ancak belli başlı dikkat çeken konular vardı maçta.

Furkan’ın boyalı alandaki hakimiyeti Krstic’in de yokluğu ve bu doğrultuda Furkan’ın çok ciddi bir savunma sorumluluğundan kurtulmasıyla katlanılamaz bir hal aldı Anadolu Efes açısından. Kısaların Furkan’a yaptığı servislere hiç direnç gösteremediler. Özellikle Lasme’nin faul problemine girip sadece 24 dakika oyunda kalması, Deniz’in iyi bir Beko Basketbol Ligi takımında oynamak için bile yetersiz seviyede olması ve nihayetinde Bjelica’nın yanına monte edilen 4 kısadan oluşan rotasyona Ivkovic’in ciddi bir süre verme mecburiyeti Galatasaray’da Furkan ve diğer kısalar için boyalı alanı altın yumurtlayan tavuğa çevirdi. Özellikle 23 yaşında yapması gereken skor atılımını 30 yaşında gerçekleştiren Sinan bu fırsatı acımasızca kullandı ve çoğunluğunu potaya yaptığı penetrelerle bulduğu turnikelerin oluşturduğu 7/9 ikilik isabet rakamıyla maçı tamamladı.

Galatasaray, sisteminin önemli bir parçası olan üç sayılık atışlardan yalnızca 2 isabet bulmasına karşın bu sıkıntıyla çatışmadan tamamıyla rakibinin eksikleri üzerinden, yani önemli bir Euroleague takımı gibi oynayarak 77 sayıya ulaştı. Kullandığı 19 üçlük sayılık atış denemesinin hemen hiçbirinin zorlama olmaması da Ergin Ataman’ın takımının oyun olgunluğu göstermesi açısından önemliydi. Hoş görülebilir bazı denemeler dışında hiç zorlamadı Galatasaray dış şutları, çoğunluğu doğru şutlardı.

Anadolu Efes’te ise direnç noktası oluşturulabilecek oyuncunun varlığı bir kez daha maçın içinde tuttu onları. Lasme, Saric, Perperoglou gibi isimleri bu oyuncuların arasına koyabiliriz elbette ancak bu oyuncuların başında basketbolumuzun önümüzdeki 10 ila 15 yılında önemli bir görev emanet edeceğimiz Cedi Osman vardı. Ivkovic açısından şuna şüphe olmamalı ki Cedi; Cenk’in de Birkan’ın da çok ama çok önünde. Ivkovic bu iki isim döndükten sonra Cedi’nin sürelerinde değişiklik yapmamalı. Şu şartlar altında Cenk ve Birkan’ın formayı Cedi’den almak için savaşması doğal olanıdır. Galatasaray  maçında yaptığı smaç sıkça başvurmadığı bir yöntem Cedi’nin, ancak moral üstünlüğünü Galatasaray’dan almak adına böyle bir hamlenin zaruri olduğunu bilecek ve bunu bulduğu ilk fırsatta uygulamaya koyabilecek kadar özel bir oyuncu Cedi.

Maçta zaman zaman fark açılsa, kırılma anlarına yaklaşılsa da oyunu son hücuma kadar getirmeyi başaran Anadolu Efes’i gelecekte bekleyen en büyük sıkıntı şüphe yok ki Kristic’siz geçecek iki ay, hatta döndükten sonrası. Galatasaray maçında gördüğümüz üzere Perperoglou’na bu süreçte liderliği vermek doğru bir tercih olmaz. Bu aşamada liderden soyutlanmış bir oyun Anadolu Efes’in ihtiyacını karşılayabilir zira Krstic kadar ağırlığı olacak bir oyuncu yok şu anda Anadolu Efes’te. Onun olmadığı dönemde yeni bir pivot muhakkak takviye edilmeli takıma ancak bu süreçte hücum lideri olarak Perperoglou’nu seçmek alınmaması gereken bir karardır. Bu maçta da görüldüğü üzere saçma bir teknik faulle en ihtiyaç duyulduğu anda oyundan atılabilecek kadar gözünü karartabilen ve rasyonelliği kaybedebilen bir oyuncu Perperoglou. Yapılması gereken takımın oyunu ele alışını savunma temeli üzerinden kurmaktır. Böylelikle hücumda yeri dolmayacak bir eksiği tamamlamaktan ziyade savunmada sağlanacak ortak direnç Anadolu Efes’in zıplama tahtası olabilir ayrıca Krstic’in dönüşünün de bıraktığı yerden olmayacağını hesaba katarak bu seneyi kapsayacak doğru bir oyun kültürünün temeli olabilir.