Ana içeriğe atla

Cedi Osman

Doğuştan yıldız olmak böyle bir şey herhalde. Önce şu konuda ortak kanaat oluşturmak gerekir: Cedi Osman’ı kendi yaşıtlarıyla veya ondan küçüklerle kıyaslamak yanlış bir kıyaslama olur. En başta kıyaslananlara haksızlık bu. Örneğin Kenan Sipahi. 19 yaşında bir oyuncu ancak onu Cedi Osman’la kıyasladığımız zaman Kenan’ı kendisi gibi başka bir genç oyuncuyla kıyaslamış olmayacağız. Bu kıyas halihazırda Euroleague’in hemen her takımında yüksek dakika ortalamaları alabilecek, daha 19 yaşında yıldız olmayı başarmış ve “genç oyuncu” sıfatını basketbola başladığı gün üzerinden atan bir oyuncuyla Kenan Sipahi arasına yapılmış olacak. Dolayısıyla bugün Cedi Osman’ın oynadığı basketbol kendi yaş grubu arasında kıyas yapılabilecek bir performans değil, başka bir düzey.

Ona “genç oyuncu” dememizi engelleyecek birkaç veri hiç düşünmeden hemen aktarılabilir. Örneğin daha geçen hafta TOP 16 ilk maçında Laboral Kutxa karşısında oynadığı oyun. Maçın ilk yarısında şut sokamadı ve yaptığı tercihlerin çoğunda başarılı olamadı, savunmada da sık pozisyon kaybetti. Ama Anadolu Efes’in yaptığı geri dönüşün en önemli nedeniydi ikinci yarıda. Ivkovic onu 2 dakika geç çıkarmış olsaydı daha erken kopacaktı maç belki de. Felaket başladığı bir maçın yıldızı olabilmek 19 yaşındaki “genç” bir oyuncuda kolay rastlanılır bir özellik değil. Özellikle Euroleague’de TOP 16 düzeyinden bahsediyorsak bunu zor görebiliriz.

Hangi seviyede oynarsa oynasın orada ne yapması gerektiğini anlamaya bir devre yetiyor. Ciddi bir oyun zekasının sonucu bu, daha da ötesi kıvrak zekanın. Bunu bir maç için de söyleyebiliriz, bir turnuva için de süreç içinde. Bir devre oynuyor ve kavrıyor o düzeyi…

Tüm bunlar Dusan Ivkovic’e maç öncesinde Cedi üzerinden rahatlıkla plan yapma imkanı veriyor. Çünkü maç sektirmeden hep beklediğini bulabiliyor Sırp koç Cedi’den. Fenerbahçe’nin Obradovic’e bu rahatlığı veren 3 oyuncusu yok şu anda, olsa çok şey değişecek belki de. . Bugün Ivkovic’in Dario Saric’le ilgili en büyük sıkıntısı ne zaman kontrolü kaybedip ne zaman maçın yıldızı olacağın çözememesi. Süresi 7 dakika da olabiliyor 27 dakika da. Saric üzerinden plan kurmak dolayısıyla mümkün olmuyor. Cedi’nin son 8 Euroleague maçında aldığı süreler ise şöyle: 18:55, 26:21, 24:35, 25:09, 20:19, 13:11, 21:53, 19:41. Bu rakamlar 27 yaşındaki bir oyuncuya değil 19 yaşındaki bir oyuncuya ait. 19 yaşında ama “genç oyuncu” diyemeyeceğimiz bir oyuncuya.

Tekrar tekrar üzerinde durmak gerek. Son yıllarda herhangi bir yerli oyuncudan hiç görmediğimiz bir düzeyden bahsediyoruz. Türkiye’deki tüm yorumcuların hayatı ömrü sahaya girip oyuna hiçbir şey katamayan genç oyunculardan umutsuzca beklentilere kapılmakla, daha doğrusu bu beklentiye kapılmak zorunda kalmakla geçti. Cedi’nin vadettiği düzeyi ise en son vadeden oyuncumuz Ersan İlyasova’ydı şüphe yok ki.

Abartmayı genel olarak seven biriyimdir ama şu ana kadar yazdığım hiçbir kelimede abartı olmadığı bariz. Sadece istikrarlı değil Cedi. Her bir pasın değerinin bile katlanarak arttığı bölümlerde de sorumluk almak için yaşayan bir oyuncu. En önemlisi de bu zaten. Anadolu Efes’in Abdi İpekçi’de Real Madrid’i yendiği maçın ardından şunları yazmıştım Cedi için:

“Anadolu Efes’e de bugün Real Madrid’e karşı gördüğümüz ruhu sezon genelinde veren oyuncu Cedi Osman. Her şey onunla başlıyor. Türkiye’nin en iyi 2 numarası muhakkak. Yaptığı 16 sayı, 7 ribaund, 3 blok değil, iğne deliğinden Lasme’ye yaptığı kusursuz asist değil, hatta arka arkaya attığı iki üçlük de değil, o ikinci üçlüğü atarken bütün takımı kendisine pas vermek zorunda bırakması onu bu yaşta büyük yapan. Harika oynadığı dönemde oyundan alınıp sonrasında koskoca Ivkovic’e “ben hata yaptım” dedirtircesine tekrar oyuna aldırmak kendini. Bunlar Cedi’yi büyük yapıyor. Göz ardı etmemek gerek. Son saniyedeki tipi başarılı olsa maçı o kazandırmış olacaktı, kaçırması da Janning'e maçı kazandırma fırsatı verdi. Asıl olan orada olmasıydı.”

Bu görüşümü her maç biraz daha katladı Cedi Osman. Fenerbahçe Ülker maçında Ivkovic, Obradovic’e Cedi Osman’la hava attı adeta. Kenan Sipahi oyuna en ufak bir katkısı olmayan el sallamalarının dışında hiçbir şey yapmazken Cedi Osman o maçı da 14 sayıyla oynadı ve eşleştiği her Fenerbahçe Ülker savunmacına bir gömlek fazla geldi. Son oynanan Beşiktaş Integral Forex karşılaşmasında da 18 sayı atıp maçın en skoreri oldu. Bu sadece günlük performans diyerek açıklanamaz. Teknik olarak yaptığı doğrularla ve bu anlamdaki üstünlükleriyle açıklanır. Bugün kusursuz bir şekilde boş şut pozisyonu alabiliyor top elinde değilken. Hızlı hücumları hem pasla hem de turnikeyle karşısında savunmacı yokmuşçasına rahat bitiriyor ve bunu fiziğinden ve gençlik ateşinden bağımsız tamamen teknik doğruları yaparak başarıyor. Sonuç olarak ortaya 20 yaşına bile gelmeden şu anda Navarro’nun Teodosic’in bile veremeyeceği bir güvenilirlik veriyor.

Daha önce de belirttim, şimdi de altını çiziyorum. Basketbol en üst noktaya ulaşabilmek için basamakları birer birer çıkmanın yetmeyeceği kadar kısa süreli oynanıyor. Dolayısıyla basamakları mümkün mertebe 3’er 4’er hatta 5’er çıkması gerekiyor oyuncuların. Bunu yapamayanların basamakların sonundaki kapıya varmalarına imkan yok. Sinan Güler 30 yaşında çok değerli bir Euroleague oyuncusu oldu ama bunu 23 yaşında yapabilirdi bunu. Kerem Tunçeri’nin bir basketbolcunun en verimli yaşlarından olan 26 yaşını Euroleague’de oynamayan Beşiktaş Cola Turka’da geçirmesi akla mantığa sığacak bir durum değildir. Engin Atsür yeni yeni Euroleague düzeyinde bir oyuncu olma yoluna giriyor. Bu oyunculardan belki de sadece Kerem Tunçeri basamağın sonundaki kapıya ulaşabildi. Ama o da kapıdan değil içeri girmek kulpunu tutacak vakti bulamadı.

Cedi Osman’a gelince. O basamakları 4’er 5’er değil, kıra kıra çıkıyor. Belki de Hidayet Türkoğlu’ndan bu yana hiç kimse bunu yapamamıştı Türkiye’de. Mehmet Okur 28 yaşında bile akıl almaz bir hızla çıkıyordu basamakları ama o basamakları kırmaya Mehmet Okur’un gücü bile yetmiyordu. Cedi Osman ise bunu yapıyor şu anda. 2015 yazında milli takımın 1-2-3 rotasyonunun en kıymetli parçası olacak. Belki yaşından dolayı bunu hissettirme telaşına kapılmayacak ama 2016 yılında bunu da yapmaya başlayacaktır. Dediğim gibi: Ne düzeyde ne yapacağını anlaması için sadece bir devre yeterli. Basamakların Cedi’nin adımlarına dayanamaması da bu yüzden.

Açık konuşmak gerekirse bu maceranın sonunun nereye varacağını hayal ettikçe hep daha fazlası geliyor aklıma. Ama bildiğim bir şey var ki bir basketbolcunun doğduğu gün yıldız olması diye bir şey varsa buna canlı gözle tanıklık etmemizi sağlayan çok az Avrupalı oyuncudan biri Cedi. Yolun sonu NBA All-Star maçlarına kadar varabilir. Ama şu an için çok da umurumda değil. Ben sadece Cedi Osman’ın bu görkemli yolculuğuna tanıklık edebilmenin keyfini yaşıyorum. Biliyorum ki bundan sadece 2 yıl sonrası şu anda gördüklerimin kat kat üzerinde olacak.