Ana içeriğe atla

Tek Başına Zirvede

Murat Murathanoğlu'nun bu huyuna bayılıyorum. Şirazesi kayınca gözü hiçbir şey görmüyor. Eğer ki Euroleague'de bir Türkiye takımının maçı anlatılıyorsa spiker böyle olmalı bence. O da duygularını en az izleyici kadar dillendirebilmeli, ben işin tarafsızlığına bakmam. Euroleague maçında Anadolu Efes'le CSKA oynuyorsa tarafsız kalma çabası saçmalıktır bence.

Aklıma 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası'nı getirdi bu maç. Yunanistan-Türkiye maçıydı, başhakem de Carl Jungebrand. O meşhur maçta Murat Murathanoğlu'nun tepkileri bu maçtakinden çok daha fazlaydı. Merak edenler "çelme taktı" videosunu hâla internette bulunabilir. Ama o tepki Murat Murathanoğlu'nun maç içindeki en hafif tepkilerinden biriydi.

Ben ekran başında gerildim maçı izlerken ama şurası kesin ki Murat Murathanoğlu gösterdiği tepkilerin yarısını vermese sinirden yerdim kafayı, ağzıma geleni de söylerdim. Cedi'ye çalınan faullerde ben her yeri yumruklarken spikeri sessiz sakin kalması kadar sinir bozucu bir şey olabilir mi benim açımdan. Murat Murathanoğlu seyircilerin duygularını mikrofona taşıyan adam, her tepkisini izleyiciler evinde veya tribünde eksiğiyle fazlasıyla veriyor. Zaten onu bu kadar büyük yapan, mesleğinin otoritesi haline getiren en önemli nedenlerden biri bu özelliği kanımca. Futbol maçlarını da düşünmeden edemiyorum bu arada. Şampiyonlar Ligi maçlarını, UEFA maçlarını ve bu maçları sıklıkla anlatan sayın Ercan Taner'i. Galatasaray-Real Madrid maçını Galatasaray-Fenerbahçe maçında bile görülmeyecek tarafsızlıkla anlatmaya çalışan, 1,5 metreden verilen ofsayt pozisyonlarında "hakem ofsayt kararı verdi" diyerek Lig TV spikerlerini aratmayacak manevralara giren meşhur futbol spikerini.

Hep yerim o maçlarda kafayı. "Söylesene faulün faul olmadığını, söylesene ofsaytın çok net olduğunu, ya da hakemin saçmaladığını." derim. Ercan Taner muhteşem ses tonuna karşın Şampiyonlar Ligi maçlarındaki bu tarafsız tavrıyla o güzelim Avrupa maçlarını tarafımdan katlanılmaz hale getirmiştir zaman zaman. Sadece gol attığımızda bağırıp, yediğimizde susması yeterli gelmedi bana hiçbir zaman. Bu söylediklerim büyük oranda saçma belki de ama izleyicinin beklediği şeyler bir bakımdan. İnsan evinde kendi söylediğini maçı anlatının da söylemesini bekleyebiliyor, ya da ben fazla takıyorum. Ama kesinlikle milliyetçilikle ilgili değil bu söylediklerim, aidiyetle ilgili. Yoksa bu konuda fazlasıyla geniştir mezhebim. İşin içine spor girdiğinde ise ülkü ocaklarında aşırı olarak nitelendirilebilirim.

Dediğim gibi işin içine spor girince farklı bir insan olup çıkıveriyorum. Dolayısıyla bunu insanların gazını alması açısından spikerden de bekliyorum çoğunlukla ve su götürmez bir gerçek ki tepki gelmeyecek bunu yapsa. Yap o halde, giydir hakeme. Ne kaybedersin, olsa olsa ne olur? İki mail alırsın "bu ne şiddet" diye. Tarafsız anlatmıyor diye işinden olacak değil ya, şampiyonlar ligi maçı bu, UEFA maçı bu. Öyle olsa Murat Kosova çoktan kovulurdu. Ama Ercan Taner'in bu tarafsızlığını geçmişe yoruyorum ben. Nedeni Lig TV kültürünü almış, sindirmiş olması. O kanalda spikerlik yapmış insanların duygularını işin içine katarak maç anlatması pek mümkün değil sanırım. O etkiden, o baskıdan kurtulamıyorlar anladığım kadarıyla. Ama bu futbol için geçerli, basketbolda epey farklılık var.

Bu farklılığın kaynağında ise Murat Murathanoğlu. Lig maçlarında da gördüğünü söylüyor, sadece Euroleague'e özel sahte bir kabadayılık değil onun yaptığı. Elbette tepkinin şiddeti bu kadar hiddetli olmuyor Beko Basketbol Ligi maçlarında ama banko faul çalınması gereken bir pozisyon atlandığında, hatta ortada duran bir düdükte bile kaypaklık yapıp "hakemin kararı öyle, böyle..." gibi saçmalıklar demiyor. Bir şey kaybediyor mu? Hayır. Çok şey kazanıyor.

Belki bu maçtan sonra yine eleştirilecek, çok eleştirecek belki bazı yazarlar, çizerler tarafından ama bir daha yapacak bugün Anadolu Efes-CSKA Moskova maçında yaptığını, ödün vermeyecek, vermesin de. Çünkü zirvede olan o. Basketbolun medya ayağının bir numarası Murat Murathanoğlu'dur ve şu anda bu sektörde olan herkesin varabileceği son noktadır kendisi. Basketbol anlatımında lig maçı olup olmadığına bakılmaksızın spikerlerin gördüğünü yorumlayabilmesinin  tek nedeni de onun iki Türkiye takımının maçında bu tarz bir anlatım yapıldığında kimsenin işinden olmadığını, kimsenin itibarından kaybetmediğini herkese kanıtlamasıdır.

Futbol da bunu bekliyor. Bir gün biri çıkar mutlaka ve Galatasaray-Fenerbahçe maçında "şu pozisyon ofsayt değilmiş" der bir gün.