Ana içeriğe atla

75 Bin Lira!


Üzerinden yaklaşık 17 gün geçmiş olması ve son olarak Duygun Yarsuvat'ın konuyla ilgili spor ahlakımızın bulunduğu noktanın vehametini gösteren açıklamalarının ardından Göktürk Ural'ın Ergin Ataman'dan tokat yemesine ilişkin bugün bir yazı yayınladım ve Türkiye Basketbol Federasyonu'nu bu konuyla ilgili "çaresizlik ve acziyet içinde bulunma" ile suçladım, daha da giydirdim hatta. 75 bin dolarlık ceza açıklandı bugün TBF tarafından. Bana da bu karar sonrası özür dilemek düşer elbet.

Ama birtakım itirazlarım var yine de. Zira gerekçe ve kararda belirtildiği üzere olayın vuku bulma tarihi 8 Şubat 2014, cezanın kesildiği tarih ise 25 Şubat 2015. Her ne şekilde gelmiş olursa olsun 75 bin lira caydırıcılık düzeyi tatminkar derecede yüksek ve tam da benim istediğim, hatta istediğimin bile üzerinde olan son derece tarihi bir rakamdır ve bu kararın etkisi önümüzdeki günlerde daha iyi anlaşılacaktır ve konuşulacaktır mutlaka. Ancak uzun vadede ceza sürecinin kısaltılmasına dair TBF Disiplin Yönergesi'nde değişiklik yapma zaruriyeti de açıktır.

Şöyle ki: Göktürk Gökalp Ural 11 Şubat 2015 tarihinde dilekçesini TBF'ye sunuyor ve TBF, Ataman'dan dilekçe talebinde bulunuyor. Yüksek olasılıkla 7 gün olan savunma zamanaşımı süresi içerisinde de Ergin Ataman 16 Şubat 2015 tarihinde yani (yine yüksek olasılıkla) bu zamanaşımı süresinin son gününde savunma dilekçesini sunuyor TBF'ye. Buraya kadar her şey normal. Kişiye savunma hakkını her ne şartta olursa olsun vermek son derece önemlidir nitekim. Ancak devamı benim açımadn bir o kadar anlaşılmaz.

Gerekçeden alıntıyı yapıyorum "Diğer taraftan TBF Hukuk Kurulu'nun dosyayı incelemesi akabinde, Kurul tarafından TBF Genel Sekreterliği'ne, yaşanan olayın Disiplin Yönergesi hükümleri çerçevesinde çözülmesi ve bu nedenle dosyanın Disiplin Kurulu'na sevk edilmesi gerektiği yönünde mütalaa verilmiştir. Dosya bu nedenlerle Kurulumuza sevk edilmiş olup, Kurulumuz tarafından antrenör Ergin Ataman'dan savunma ve Kulüpten tekrar bilgi istenmiştir. (...)" Tokat atma eylemi aynı, değişen bir şey yok, ortaya atılan yeni bir talep yok. Daha genel düşünürek sorabiliriz. Cezası istenen bir olayı incelemek için kademeli bir süreç işletmek ve fiil ile ceza arasındaki zaman farkını açmak ne kadar doğrudur?

Eğer ki yönergede bu aşamalar birebir belirtilmişse (ki muhakkak öyle olmalı) öyleyse burada değiştirilmesi gereken bazı noktalar vardır. Zira yaptırımın bu kadar kademeli bir süreçten geçerek karara bağlanması kararda da belirtildiği üzere "caydırıcılık ilkesi" açısından önemli sorunlar taşıyor. Nitekim caydırıcılık ilkesine etkisi en yüksek prensip "cezanın çabukluğu" ilkesidir. Yani cezanın şiddeti caydırıcılık konusunda önemli olsa da çok daha önemli olan cezayı mümkün mertebe en süratli şekilde vermektir.

Öte yandan bu kademeli yapının aslında ne kadar verimsiz olduğunu gerekçedeki şu ifadeler de fazlasıyla anlatıyor aslında "(...) Antrenör Ergin Ataman, Kurulumuza göndermiş olduğu 20.02.2015 tarihli savunmasında, 16.02.2015 tarihinde verdiği bilgileri aynı şekilde Kurulumuza tekrarlamıştır. Galatasaray Spor Kulübü'nden ise herhangi bir cevap gelmemiştir." Görüldüğü gibi ne Galatasaray Spor Kulübü'nün tutumunda bir değişiklik meydana geliyor ne de Ergin Ataman'ın tutumunda. Zira olay aynı ve yeni bir iddia atılmıyor ortaya. Nitekim ilk savunma dilekçesinin verilmesinin ardından bazı istisnalar dışında dava konusunu genişletmek  veya daraltmak da mümkün değil. O halde ilgili yönergede bu sıkıntıyla ilgili yeniliklere gidilip bu süreci kısaltmak ve "caydırıcılık ilkesi"ne daha uygun hale getirmek acildir.

Tüm bunlara karşın altı çizilmesi gerekir ki bu ceza son derece önemlidir. Aslında var olan yazılı kurallar çerçevesinde, yani TBF Disiplin Yönergesi'nin 18. maddesine göre suçu işleyenin 100.000 liraya kadar para cezasına çarptırılmasını ön gören madde doğrultusunda bu kuralların uygulanmasından başka bir şeyin gerçekleşmediği bu olay konuyla ilgili ilk yazıda belirttiğim üzere spor ahlakımızın mide bulandırıcı bir noktada olması nedeniyle kıymetlidir.

Galatasaray'ın TBF'ye bir yazı gönderme zahmetinde bile bulunmaması ise ayrı bir yazı konusu olur ancak.