Ana içeriğe atla

Biraz da Ömer Faruk'un Penceresinden

Zeljko Obradovic sadece geçmişini göz önünde tutarak "Avrupa'nın bir numaralı koçu" diyebileceğimiz biri değil. Aynı zamanda dünyanın en formda 3-4 koçundan biri. Taraftar gibi anı yaşayan bir topluluk karşısında salt geçmişe dayanarak sınırsız bir krediye sahip olunmaz. Fenerbahçe taraftarları ve tüm basketbol severlerin ona duyduğu sevgi ve saygı da geçmişinden çok 2015-16 sezonundaki kusursuz performansına dayanıyor yüksek oranda. Dolayısıyla söylediği her söz, verdiği her mesaj Obradovic'in tahmin ettiğinden bile çok daha etkin bir karşılık bulabiliyor taraftar cephesinde.

Unicaja Malaga karşısında da gösterdiği kusursuz bir başantrenörlük performansının ardından Ömer Faruk Yurtseven'in kadroda neden yer almadığına ilişkin kendisine gelen bir soru üzerine verdiği uzun cevabın etkisi de bu şekilde olacaktır hiç şüphesiz. Ömer Faruk'un Fenerbahçe'de bu saatten sonra geleceğinin olmasının çok mümkün olmadığı -en azından şimdilik- Obradovic'in söylediklerinden çıkarılabilir ancak bu imkansızlığın, taraftarların Obradovic'in söylemleri karşısında aldığı tavır, bu tavrın herhangi bir mantık veya akıl süzgecinden geçmemesiyle olan ilişkisi de yadsınamaz. Öyle ki Ömer Faruk'un Ülker Sports Arena'ya attığı ilk adımda onu yuhalamak adına hazır bekleyen binlerce kişinin varlığından bahsetmek 11 Şubat 2016 tarihi itibariyle fazlaca mümkün.

Obradovic'in Ömer Faruk'la ilgili bir tepkisinin olması normal ve anlayışla karşılanabilir bir durumdur. En nihayetinde kendisinin de altını çizdiği gibi kişisel olarak Ömer'in insiyatifi karşısında büyük hayal kırıklığına uğramasında herhangi bir sakınca yok. Ancak konum ve intiba olarak iyi bir Fenerbahçe başantrenörü olmanın çok ötesine geçmiş olması sebebiyle Ömer hakkında söylediği her bir kelimenin karşılığını nasıl bulacağı Obradovic'in kişisel olarak ne düşündüğünden daha önemli olabiliyor bazen.

Obradovic'in yaptığı açıklama sonrası taraftardan gelen dönüte bakılırsa Ömer Faruk Yurtseven'in "istenmeyen adam" olduğu sonucuna varabiliriz. Dediğim gibi, Obradovic'in söylemlerine karşı alınan tepkiler asgari sayıda insan tarafından akıl süzgecinden geçiriliyor. Ancak tek taraflı bir sitem üzerine kitlesel bir tepki 17 yaşındaki bir çocuğa karşı gerçekleşiyor. Ki düşündürücü olan bu.

Ömer bugün itibariyle salt kendi kararıyla ABD'ye gitme hakki bile olmayan bir çocuk. Fazlaca yetenekli her basketbol oynayan çocuğun sahip olduğu bir hedefe sahip. Bu hedef doğrultusunda da aldığı bir kamp daveti var. Üzerinden yaygara koparılan bütün mevzu bu davet. Ama önemli olan bu davetin taraftar veya Obradovic açısından değil Ömer açısından ne ifade ettiği ve nasıl bir ruh halini ortaya çıkardığı.

Sorulması gereken soru şudur ki 17 yaşındaki bir NBA adayının Toronto'daki bu kamp için çıkacağı yolculuk öncesi psikolojik durumu nasıl olur? Yani Ömer Faruk Yurtseven evde bavulunu hazırlarken, ya da bundan bir hafta öncesinde yatağa yatarken nasıl bir ruh haline sahipti, neler yaşıyordu?
Obradovic'in arzuladığı şeyleri yapmamış olması, yani kendisine "Pero yok, kalayım mı gideyim mi?" şeklinde bir soru yöneltmemiş olması Ömer'in takımı, taraftarları düşünmeyen bencil bir insan olduğunu mu gösterir? 17 yaşındaki bir çocuk üzerinden kişilik analizi böyle mi yapılır?

Cevap basit: Hayır. Ömer Faruk, 80 milyona yakın nüfusa sahip bir ülkede 2016 yılı içerisinde böyle bir heyecanı yaşayan tek insan ve neler hissettiğini tam olarak anlamak mümkün olmasa da tahmin etmek gayet mümkün. Ve şunu da anlamak gayet mümkün ki Ömer Faruk, Kanada'ya yaptığı yolculuk öncesinde bu tarz şeyleri düşünemeyecek kadar heyecanlıydı yüksek olasılıkla. Zira böyle bir yolculuk öncesinde normal olan, insanoğlunun tabiatına uygun olan 17 yaşındaki bir çocuğun kontrolünü belirli oranda kaybetmiş olmasıdır.

Aksi ihtimali düşünelim. Ömer Faruk, Obradovic'in istediği soruyu sorabilirdi. Zaten mevzu Ömer'in Kanada'ya gitmesi falan değil, Obradovic'in beklediği soruyu sormaması. Varsayalım Ömer, Obradovic'in beklediği soruyu sorup öyle gitti Kanada'ya. Peki bu durumda Ömer'in yaşına oranla nasıl olgun biri olduğunu söyleyip hayret etmeyecek miydik haklı olarak? Şu noktayı kalın harflerle çizelim ve netleştirelim. Ömer'in beklenen soruyu sormamış olması hiçbir şekilde şaşırmamamız gereken gayet sıradan bir durumdur, o kadar.

Asıl önemli olan şudur. Böyle bir durum karşısında 55 yaşındaki bir koç, kontrolünü böylesine kaybederken 17 yaşındaki bir çocuğun kendisi için son derece önemli olduğunu düşündüğü bir kampa yapacağı yolculuk öncesinde kontrolünü kaybetmemesini beklemek ne kadar adildir? Nasıl oluyor da sırf basketbolculuk mesleğini icra ediyor, üniversite sınavları için çalışmıyor diye 17 yaşındaki bir insandan olması gerekenden çok ama çok farklı bir davranış göstermesini bekliyoruz? Bunu ilk önce Obradovic'in düşünmesi gerekir kanımca.

Bir kez daha altını çizmek gerekir ki Obradovic, Ömer Faruk'a gösterdiği tepki sırasında her cümlesinde biraz daha öfkelendi, biraz daha kontrolü kaybetti. Hayatı tamamen analitik düşünmek üzerine kurgulu bir insandan bahsediyoruz üstelik. Buna karşı 17 yaşındaki çocuğun kontrolünü kaybederek (bu kontrol kaybını aşırı dozda heyecan olarak nitelemek de mümkün) Obradovic'le temasa geçmeden Kanada yolculuğuna başlama hakkı yok. Bu hayli adaletsiz ve hoyratça bir yaklaşım.

Bunun üzerine Ömer Faruk Yurtseven'in -muhtemelen- Fenerbahçe taraftarının önemli bir kesimi için hedef tahtası halini alacak olması ise fazlasıyla can sıkıcı. Böyle bir durum karşısında duygular üzerinden hareket etme hakkı yalnızca Ömer Faruk için tanınmalıdır. Kalan herkes olayı akıl süzgecinden geçirerek tespit yapmak durumundadır.